<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="http://www.bogazliyan.biz/forum/RSS_xslt_style.asp" version="1.0" ?>
<rss version="2.0" xmlns:WebWizForums="http://syndication.webwizguide.info/rss_namespace/">
 <channel>
  <title>Bogazliyan'lilar Bu Forumda</title>
  <link>http://www.bogazliyan.biz/forum</link>
  <description>XML içerik linki; Bogazliyan'lilar Bu Forumda : Son 10 Gönderilenler</description>
  <copyright>Copyright (c) 2006 Web Wiz Forums - All Rights Reserved.</copyright>
  <pubDate>Wed, 10 Mar 2010 13:10:30 +0000</pubDate>
  <lastBuildDate>Wed, 22 Apr 2009 12:33:17 +0000</lastBuildDate>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Web Wiz Forums 8.05a</generator>
  <ttl>30</ttl>
  <WebWizForums:feedURL>www.bogazliyan.biz/forum/RSS_topic_feed.asp</WebWizForums:feedURL>
  <image>
   <title>Bogazliyan'lilar Bu Forumda</title>
   <url>http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_images/web_wiz_forums.gif</url>
   <link>http://www.bogazliyan.biz/forum</link>
  </image>
  <item>
   <title>Genel  : yakays.tr.gg</title>
   <link>http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=226&amp;PID=300#300</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.bogazliyan.biz/forum/member_profile.asp?PF=11">murat1317</a><br /><strong>Konu:</strong> yakays.tr.gg<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 22-Nisan-2009 Saat 12:33<br /><br /><P align=center><img src="http://img.webme.com/pic/y/yakays/emraa.jpg" height="360" width="480" border="0" /></P> <DIV align=center><a href="http://yakays.tr.gg" target="_blank"><FONT size=6>http://yakays.tr.gg</FONT></DIV></A><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen murat1317 - 22-Nisan-2009 Saat 12:33</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 22 Apr 2009 12:33:17 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=226&amp;PID=300#300</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Genel  : DENİZ VE ERCAN HOCA VİDEO</title>
   <link>http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=214&amp;PID=285#285</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.bogazliyan.biz/forum/member_profile.asp?PF=11">murat1317</a><br /><strong>Konu:</strong> DENİZ VE ERCAN HOCA VİDEO<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 13-Şubat-2008 Saat 12:57<br /><br /><a href="http://www.youtube.com/watch?v=OzLc2ZiSN5A" target="_blank"><FONT size=4>http://www.youtube.com/watch?v=OzLc2ZiSN5A</FONT></A> <DIV>&nbsp;</DIV><DIV><a href="http://www.youtube.com/watch?v=66KwrUDaRsw" target="_blank"><FONT size=3>http://www.youtube.com/watch?v=66KwrUDaRsw</FONT></A></DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>ÜSTTEKİ LİNKE TIKLAYINIZ..</DIV><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen murat1317 - 13-Şubat-2008 Saat 12:58</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 13 Feb 2008 12:57:05 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=214&amp;PID=285#285</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Genel  : MAL VE ECEL KONULARI</title>
   <link>http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=207&amp;PID=281#281</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.bogazliyan.biz/forum/member_profile.asp?PF=11">murat1317</a><br /><strong>Konu:</strong> MAL VE ECEL KONULARI<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Kasım-2007 Saat 12:44<br /><br /><B><SPAN style="FONT-SIZE: 8pt; FONT-FAMILY: Tahoma"><DIV><a href="http://murat231980.sitemynet.com" target="_blank"><U><FONT color=#3399cc size=4>http://murat231980.sitemynet.com</FONT></U></A></DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>Mal Ve Vücuda Bir Zarar Geldigî Zaman Ölümü Istemek ve Gelmesine Duâ Etmekten Sakindirma </SPAN></B><SPAN style="FONT-SIZE: 8pt; FONT-FAMILY: Tahoma"><BR><BR>Buhâri ve Müslim'in, Enes (Radiyallahü anhu'den rivayet ettiklerine göre, Peygamber (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) söyle buyurmustur: <BR><BR><B>«Sakin kimse kendisine dokunan bir zarardan dolayi ölümü istemesin. Eger kendini ölümü istemekten ahkoyamiyorsa söyle desin:<BR><BR>-Rabbim, yasamak bana daha hayirli oldugu müddetçe beni yasat; ölümüm bana daha hayirli oldugu zaman ruhumu al.»</B><BR><BR><BR>Müslim'in Ebû Hüreyre (Radiyallahü anh)'dan rivayetine göre, Peygamber (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) söyle buyurmustur:<BR><BR><B>«Hiç biriniz ölümü asla istemesin ve ölüm gelmeden de gelmesine dua etmesin. Çünkü sizden biriniz öldügü zaman ameli kesilir. Hem de, müminin ömrü kendisine hayirdan baska bir sey arttirmaz.»</B> <BR><BR><BR>Buhari ve Nesai Ebû Hüreyre (Radiyallahü anh)'den o da Peygamber efendimiz (S.A.V)´den; söyle buyurdugunu rivayet etmislerdir: <BR><BR><B>«Sakin hiçbiriniz ölümü istemesin; eger iyi ise umulur ki iyiligini arttirir. Sayet kötü ise umulur ki vazgeçer.»</B><BR><BR><BR>Câbir (Radiyalîahü anh)'den rivayet edildigine göre, Peygamber efendimiz (S.A.V) söyle buyurmustur: <BR><BR><B>«Ölümü istemeyiniz. Çünkü, ölümden sonra, âhirete çikisin korkunçlugu çok siddetlidir. Hem de Allah, insana tevbe ve dönüsü nasip edinceye kadar Ömrünün uzamasi, mutluluktur.»</B><BR><BR><BR>Buhâri ve Müslim'in rivayetlerine göre, Enes, (Radiyallahu anh) söyle buyurmustur: <BR><BR><B>«Eger Rasülüllah, (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) Ölümü islemekten nehyetmeseydi, ölmemizi isteyecektik.»</B><BR><BR><BR>Buhâri de Kays Ibni Ebi Hazim (Radiyallahu anh)'dan sunu nakletmis; <BR><BR>«Habbab (Radiyallahü anh) in yanma gittik. Onu ziyaret edecektik. Hasta idi yedi dagla daglanmisti. Bize: <BR><BR><B>«Eger Resûlullah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) bizi. Ölümü istemekten menetmeseydi, ölümümü isteyecektim.»</B> dedi. <BR><BR><BR>Mervizi'nin Muaviye kölesi Kasim (Radiyallahü anh)'den rivayetine göre, Rasûlullah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)'in isitecegi bir tarzda, Sa'd Ibn-i Ebi Vakkas (Radiyallahü anh) ölümü istedi. Rasûlullah, (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem): <BR><BR><B>«Ölümü isteme, eger Cennet ehlinden isen kalmak sana daha hayirlidir, eger cehennem ehlinden isen, ne acelen, var ki, ona kosuyorsun» </B>diye buyurdu. <BR><BR><BR>Hâtib'in, tarih kitabinda îbn-i Abbâs (Radiyallahü rivayetine göre, Peygamber efendimiz (Sallallâhü Aleyhi Selleml söyle buyurmustur; <BR><BR><B>«Hiç kimse ölümü istemesin, çünkü kendisine ne hazirlandigini (Yani basma ne gelecegini) bilmez.»</B><BR><BR><BR>Îmam-Ahmed, Ebû Ya'la, Taberani ve Hakimin, Ünunü'l-Fadl (Radiyallâhü anhâl'den rivayetlerine göre: <BR><BR>Rasûlullah, (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) yanlarina geldi, amcasi, Abbâs (Radiyallâhü anh) hasta idi, sikayetlenip Ölümü Istiyordu. Rasûlullah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) ; <BR><BR><B>«Amca! Ölümü isteme, eger sen iyiysen ecelinin ertelenip iyiligini arttirman senin için daha hayirlidir; eger kötü isen, ecelin ertelenip kötülügünden vazgeçmen yine senin için daha iyidir, sakin, asla ölümü isteme!» </B>diye buyurdu. <BR><BR><BR>îmam Ahmed'in Ebu Hüreyre (Radiyallâhü anh)'den rivayetine göre, Rasûlullah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) söyle buyurmustur: <BR><BR><B>«Kendisine Ölüm gelmeden hiç kimse ölümü istemesin, ve ameline güvenmeden Ölümün gelmesine dua etmesin.»</B> &#091;1&#093; <BR><BR><BR>&#091;1&#093; Imam Celaleddin Es-Suyuti, Kabir Alemi, Kahraman Yayinlari: 18-20. <BR><BR>Devam - Allah'a Itaat Ile Geçen Uzun Ömrün Üstünlükleri</SPAN></DIV><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p><FONT face="Times New Roman" size=3>&nbsp;</FONT></o:p></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><B><SPAN style="FONT-SIZE: 8pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Eceller Her Sene Tayin Edilir </SPAN></B><SPAN style="FONT-SIZE: 8pt; FONT-FAMILY: Tahoma"><BR><BR><BR>Deylemi, Ebû Hüreyre (Radiyallahû anh)'dan rivayet ettigine göre Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) : <BR><BR><B>«Eceller Saban ayindan Saban ayina tayin edilir. Hatta adam evlenir, çocugu olur. Halbuki ismi ölüler içinde yazilmistir.»</B><BR><BR><BR>Ibn-i Ebi Dünya ve Ibn-i Cerir Zühri tariki ile Osman bin el-Mu-gire bin el-ahnes'ten merfû'an aynisini rivayet etmislerdir. <BR><BR><BR>Beyhaki'de Suab-i Iman'da Zühri tariki ile Osman bin Mugire bin el-Ahnes'den bunu rivayet etmistir. <BR><BR>Ibn-i Ebî Hâtem'de îbn-i Abbâs'dan merfû'en bir benzerini rivâyet etmistir: <BR><BR>Hz. Âise (Radiyallahû anhâ) 'dan rivayet edildigine göre Peygamber (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Saban boyunca oruç tutardi. Ben bunu ona sordum. O buyurdu: <BR><BR>&#8212; Allah o sene Ölecek bütün canlilarin ecelini Sabanda yazar. Istiyorum ki ben oruçlu iken ecelim gelsin.» <BR><BR><BR>îbn-i Ebi'd Dünya, Ata bin Yesâr'dan rivayetine göre söyie demistir : <BR><BR>&#8212; Saban'm onbesinci günü olunca Melekü'l-mevte bir sahife verilir. Ona bu sahifedekilerin ruhunu al denilir. Kisi fidan diker evlenir, bina yapar, halbuki ismi ölüler ismi içinde yazilmistir.<BR><BR><BR>Ibn-i Cerir, Gufre'nin kölesi Ömer'den rivayet ettigine göre söyle demistir: <BR><BR><B>«Ölüm melegi Için kadir gecesinden öbür kadir gecesine kadar Öleceklerin ismi yazilip verilir. Melek, adama bakar ki evleniyor, fidan dikiyor, halbuki ismi ölülerin ismi içindedir.»</B><BR><BR><BR>îkrime'den (Radiyallahu anh) rivayet edildigine göre söyle demistir : <BR><BR><B>«Saban'in onbesinci gecesinde senenin bütün isleri kesinlesir. Ölecek dirilerin ismi yazilir. Hacilar belli olur. Artik bir kisi ne artar, ne eksilir.»</B> <BR><BR><BR>Deynûrî, Mucâlese'de Râsid bin Saad'dan Resûlullah (Salla Aleyhi ve Sellem) 'in söyle buyurdugunu rivayet etmistir: <BR><BR>Saban'in onbesinci gecesinde Allah ölüm melegine o sene ruhunu almak istedigi herkesin ruhunu almasini vahyeder. <BR><BR><BR>Ibn-i Ebid -Dünya ve Hâkim Müstedrekinde sahabi olan Ukbe bin Amr (Radiyallahû anh) 'den rivayet ettigine göre söyle demistir: <BR><BR>«Kulun ölümünü ilk önce bilen muhafaza melegidir. Çünkü o amelim göge çikartir. Rizkini indirir. O abde rizik çikmadigini görünce bilir ki ölecektir.<BR><BR><BR>Ebû Seyh, Tefsir'inde Muhammed bin Hammad'dan söyle dedigini rivayet etmistir: <BR><BR><B>«Ars altinda Allah'in bir agaci vardir. Her yaratik için onda bir yaprak vardir. Kulun yapragi düsünce ruhu cesedden çikar. Iste «düsen her. yapragi Allah bilir»</B> &#091;1&#093; mealindeki âyetin mânâsi budur. &#091;2&#093; &#091;1&#093; Enam, 59 <BR>&#091;2&#093; Imam Celaleddin Es-Suyuti, Kabir Alemi, Kahraman Yayinlari: 107-108. <BR><BR><BR>Devam - Ölünün Basinda Duran Melek Ve Ruhaniler,Sekeratta Olanin Gördükleri Ve Isittikleri, Müminin Müjdelendikleri Ve Kafirin Korktugu Seyler - 1</SPAN></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><o:p><FONT face="Times New Roman" size=3>&nbsp;</FONT></o:p></P>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 14 Nov 2007 12:44:47 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=207&amp;PID=281#281</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Genel  : ALLAHA İMAN</title>
   <link>http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=206&amp;PID=280#280</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.bogazliyan.biz/forum/member_profile.asp?PF=11">murat1317</a><br /><strong>Konu:</strong> ALLAHA İMAN<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14-Kasım-2007 Saat 12:42<br /><br /><SPAN style="FONT-FAMILY: Verdana"><DIV><BR></SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><a href="http://ayzahirecilik.azbuz.com" target="_blank"><FONT color=#ff0000 size=4><U><EM>http://ayzahirecilik.azbuz.com</EM></U></FONT></A></SPAN></DIV><DIV><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"></SPAN>&nbsp;</DIV><P><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><B>A) ALLAH VARDIR</B><BR><BR>Günümüzde insanlar kendi yaptıkları füzelerle aya gidip geliyorlar, uzayda inceleme ve araştırmalar yapıyorlar. İnceleme, araştırma aletlerini uydular halinde yörüngelerine yerleştirerek bu uçsuz bucaksız evren hakkında yeni bilgiler ediniyorlar. Bu uyduların aracılığıyla her türlü haberleşmeği gerçekleştiriyorlar. Biz evimizde oturup telefonla Almanya, Amerika, Avustralya gibi uzak, yakın, ülke ve kıtalardaki yakınlarımızla konuşabiliyoruz. Evdeki televizyonumuzla dünyanın her yerinde olup biten her şeyi anında görüp öğreniyoruz. Diğer taraftan gözle görülmeyecek kadar küçük varlıkları da mikroskop denilen, küçük canlıları milyonlarca defa büyüten aletlerle inceleyerek bunlar hakkında pek çok bilgiler elde ediyoruz. Bütün bu araştırma ve bilgiler sayesinde insanlar daha mutlu ve sağlıklı bir hayata sahip olabiliyorlar. Bilgilerimiz arttıkça her şeyi içine alan bu evrenin büyüklüğünü, sarsılmaz düzenini her geçen gün, düne göre daha iyi anlıyoruz.<BR><BR>Demek ki evren hakkındaki meraklarımız da artmağa devam edecektir. Bununla beraber evren hakkındaki meraklarımız da her gün artacaktır. Öyle ise bu evrende görüp öğrendiğimiz hassas düzen kimin eseridir? Etrafımızda bulunan her şey, kullanıp yararlandığımız her türlü eşya kendiliğinden meydana gelmemiştir. Her şeyin bir yaratıcısı, meydana getireni vardır. Sınıfınızdaki tahtada bir yazı ve çizilmiş bir resim gördüğünüz zaman bunu yazanı ve çizeni araştırırsınız. Bu yazı ve resmin kendiliğinden çizildiğini söyleyemezsiniz. Öyle ise her şeyin bir yapıcısı, var edip ortaya getireni vardır. Yediğimiz ekmek, okuduğumuz kitap kendiliğinden bu hale gelmemiştir. İşte evrendeki her şeyin meydana gelip var olması, kusursuz bir hareket içinde bulunmaları, aksamayan bir düzenle varlıklarını sürdürmeleri kime aittir "Gökleri ve yerin sırları Allah&#8217;a aittir." (Şûra Sûresi, 12. âyet.)<BR><BR>Biz yüce Allah&#8217;ın varlığına, bir tek oluşuna ve Kur&#8217;an-ı Keriminde geçen bütün sıfatlarına her türlü şüphe ve tereddütten uzak olarak kesin bir şekilde inanıyoruz.<BR><BR><A name=016></A><B>B) ALLAH'IN SIFATLARI</B><BR><BR>Yüce Rabbımız Kur&#8217;an-ı Keriminde kendisini daha iyi anlayıp kavrayabilmemiz için bir takım sıfatlarla nitelendiğini bize haber vermiştir. Bu sıfatları daha iyi değerlendirebilmek için üç kısımda ele almamız gerekir.<BR><BR><B>I. Allah&#8217;ın Zâtî Sıfatları</B><BR><BR>Bu sıfatlar yalnızca Allah&#8217;a mahsus olan, başka varliklarda bulunmayan sifatlardir. Bunlari şöyle siralayabiliriz:<BR><BR>1- <B>Vücûd</B>: Allah&#8217;ın var olması demektir. Onun varlığı kendindendir, var olması kendi zâtının varlığı gereğidir. Diğer varlıklar gibi kendisini var edecek bir başkasına ihtiyacı yoktur. Zaten başkasına muhtaç olan ilâh olamaz. Allah&#8217;ın varlığı her şeyden öncedir. Halbuki etrafımızda gördüğümüz bütün varlıklar sonradan meydana gelmiştir. Sonradan var olanlar, adından anlaşılacağı üzere bir başkası tarafından var edilmişlerdir; yani bunlar var olabilmeleri için Allah&#8217;ın kendilerini var etmesine muhtaçtırlar. Yüce Allah kendisinden olan bu varlığını devam ettirmek için de hiç bir yere ihtiyaç duymaz. Onun yok olduğu hiçbir an düşünülemez.<BR><BR>2- <B>Kıdem</B>: Allah&#8217;ın varlığının ezelî olması, başlangıcının evvelinin, öncesinin olmaması demektir. Hiçbir şey yok iken, bu evren yaratılmadan önce de O vardı. Allah&#8217;ın varlığı şu anda, önceki tarihlerde başlamıştır demek asla doğru olmaz. Böyle bir tarih vermek ancak sonradan olan varlıklar için söz konusudur; çünkü onlar önce yok iken sonradan varolmuşlardır. "O, her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı sondur; varlığı apaçıktır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir." (Hadid Sûresi: 3. âyet.)<BR><BR>3- <B>Bekâ</B>: Allah&#8217;ın sonsuza deşin ebedî olarak varolması demektir. Allah ezelden beri varolduğu gibi sonraya doğru da, ebediyen varolacaktır. Onun için yokluk, yok olduğu an düşünülemez. Bu ancak sonradan bir başkası tarafından var edilenler için söylenebilir; çünkü onlar önce yok iken, sonradan varolmuşlardır. " Yeryüzünde bulunan her şey fânîdir, gelip geçici, yok olucudur. Ancak Yüce ve Cömert olan Rabb&#8217;ımızın varlığı bâkîdir, ebedidir, son bulmaz." (Rahmân Sûresi: 26-27. âyetler.)<BR><BR>4- <B>Vahdaniyet</B>: Allah&#8217;ın bir ve tek olması demektir. O zâtında, sıfatlarında ve işlerinde bir olup eşi, benzeri ve ortağı olmayandır. İslâmiyet Allah&#8217;ın tek oluşu inancı üzerine kurulmuş bir dindir ve bu özelliği ile diğer ilâhî dinlerle aynıdır. " Ey Muhammet deki: Allah bir tektir, O hiçbir yere muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey Ona denk değildir." (İhlâs Suresi.)<BR><BR>5- <B>Kıyam Bi-nefsihi</B>: Varlığının kendisinden olması demektir. O varlığı için bir iken Allah kendi zâtının gereği olarak vardı. Varolması varlığını devam ettirmesi için hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şeyin yaratıcısı olan Allah dilerse onları var eder, varlıklarını devam ettirir, dilerse yok eder. " Allah, Ondan başka tanrı olmayan diri ve her an yaratıklarını gözetip duran, hiçbir şeye muhtaç olmayandır." (Al-i Imran Sûresi: 2. âyet.)<BR><BR>6- <B>Muhâlifetün li&#8217;l - Havâdis</B>: Sonradan olanlarla benzememek demektir. Allah sonradan varolan varlıkların hiçbirine benzemez. Biz Onu nasıl düşünürsek düşünelim, O bu düşündüklerimizden, hatır ve hayalimizden geçen şeylerin hepsinden başkadır ve hiçbirisine benzemez. "Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir." (Şûra Sûresi: 11. âyet.)<BR><BR><B>II. Allah&#8217;ın Sübûtî Sıfatları</B><BR><BR>Bu göreceğimiz sıfatların benzerleri sınırlı ve vasıtalı olarak insanlara verilmiş olsa da, Allah&#8217;ın kendisine has olan bu sıfatları sınırsızdır ve herhangi bir vasıtaya muhtaç değildir.<BR><BR>1- <B>Hayat</B>: Allah&#8217;ın diri ve canlı olması demektir. Allah ezelî ve ebedî olan hayat ile diri ve canlıdır. Onun için ölüm, uyku, dalgınlık, gaflet gibi şeyler asla düşünülemez; çünkü bu ve benzeri şeyler eksikliktir, güçsüzlüktür. O daima hayat sahibidir. " Ölümsüz, diri olan Allah&#8217;a güven, Onu özenerek tesbih et." (Furkan Sûresi: 58. âyet.)<BR><BR>2- <B>İlim</B>: Allah&#8217;ın her şeyi bilmesi demektir. Evrendeki hiçbir şey Onun bilgisinin dışında değildir. Allah&#8217;ın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Onun ilmi ezelîdir, sınırsızdır, hiçbir şey Onun ilminin dışında meydana gelmez. İnsanların ilmi ise, sonradan kazanılan, belli ve sınırlı bir ilimdir. " Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi olan Allah&#8217;a göre, aranızdan sözü gizleyen ile açığa vuran ve geceye bürünerek ( gecenin karanlığına ) gizlenip gündüz ortaya çıkan arasında fark yoktur." (Râd Sûresi: 9-10. âyetler.)<BR><BR>" İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allah&#8217;ın her şeye gücü yeter." (Al-i Imran Sûresi: 23. âyet.)<BR><BR>3- <B>İrade</B>: Allah&#8217;ın dilemesi, istemesi demektir. Allah, dilediği gibi hükmeder, istediğini yapar ve bunları yerine getirmek için hiçbir şeye muhtaç değildir. Hür serbest olarak dilediğini yapar, dilediğini yapmaz. Evrendeki her şey Onun bu sıfatı ile yaratılmakta ve meydana gelmektedir.<BR><BR>"Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece OL demektir ve o hemen oluverir." (Nahl Sûresi: 40. âyet.)<BR><BR>4- <B>Kudret</B>: Allah&#8217;ın gücü olması, istediği her şeyi yapabilmesi demektir. Allah&#8217;ın evrende dilediği gibi hükmetmesi, tercihini kullanmaya gücünün, kudretinin yetmesi demektir. Allah&#8217;ın sonsuz, bitmek, tükenmek bilmeyen kudreti ve gücü vardır. Onun ezelî olan güç ve kudretinin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Dilerse bu evren gibi daha bir çok evrenler yaratmağa gücü yettiği gibi, yaratıkları bir anda yok etmeğe de gücü yeter. Yıldızlara, aya, güneşe bakarak bu gücün büyüklüğünü, sınırsızlığını, ebediliğini daha iyi kavrarız.<BR><BR>"Şüphe yok ki Allah her şeyi yapmağa, her şeye güç yetirmeğe kâdirdir." (Bakara Sûresi: 20. âyet.)<BR><BR>5- <B>Semi</B>: Allah&#8217;ın her şeyi işitip duyması demektir. Onun işitmesine hiçbir şekilde sınır ve kısıtlama yoktur. İnsanlar belli şiddetteki sesleri işitebilirler. İşitmek için bir takım araçlara ve organlara sahip olmak gerekir. Arada hava olmasa, insanlar birbirlerini duyamazlar. Allah&#8217;ın işitmesi doğrudan doğruyadır. Bu türlü araçlara, organlara ihtiyacı yoktur.<BR><BR>"Şüphe yok ki Allah işitendir, bilendir." (Bakara Sûresi: 181. âyet.),<BR><BR>"Bilin ki, Allah işitir ve bilir." (Bakara Sûresi: 244. âyet.)<BR><BR>6- <B>Basar</B>: Yüce Allah&#8217;ın her şeyi görüp gözetmesi olmak demektir. Onun görmesinden hiçbir şey uzak ve gizli değildir, göremeyeceği hiçbir şey ve yer yoktur. Onun görmesine uzaklık, yakınlık veya aşırı aydınlık gibi yaratıklarla ilgili şeylerin hiçbir şekilde etkisi olmaz. Her yerde olup biten her şeyi görür, bilir ve anında haberi olur.<BR><BR>"Allah yaptıklarınızı hakkıyla görür." (Enfal Sûresi: 244. âyet.)<BR><BR>7- <B>Kelâm</B>: Yüce Allah&#8217;ın konuşması ve söylemesi olmak demektir. Allah&#8217;ın konuşması, sese ve harflere ihtiyaç duymadan olur. Bu ezelî ve ebedî olan sıfatı ile peygamberlerine söylemiş emirler vermiş yasaklarını bildirmiştir. İşte böylece ilâhî kitaplar meydana gelmiştir. Yüce Allah&#8217;ın konuşamaması, dilsiz olması asla düşünülemez.<BR><BR>"Allah Musa&#8217;ya da hitap ile konuştu." (Nisa Sûresi: 169. âyet.)<BR><BR>8- <B>Tekvin</B>: Yüce Allah&#8217;ın yoktan var edip yaratması demektir. şu evrende var olan ve varlığını devam ettirmekte olan her şeyi O, ezelî ve ebedî olan tekvin sıfatının gereği olarak yaratmıştır. Allah&#8217;ın yaratmak, yaşatmak, rızkları vermek, bol bol nimetler ihsan etmek, ödüllendirmek, cezalandırmak, affetmek, öldürmek, diriltmek gibi bütün işleri bu sıfatının gereğidir.<BR><BR>"Allah önce mahlûkatı yaratır, ölümden sonra onu tekrar diriltir. Sonunda Ona döneceksiniz." (Rûm Sûresi: 11. âyet.)<BR><BR><B>III. Allah&#8217;ın Fiilî Sıfatları</B><BR><BR>Yüce Allah&#8217;ın fiilî sıfatları pek çoktur; bunların hepsini saymak mümkün değildir. Ancak bunlara birkaç örnek vermekle yetinelim.<BR><BR><B>Halk</B>: Yaratmak demektir. Bütün varlıkları yaratan Hz. Allah&#8217;tır. Hiçbir mahlukun herhangi bir şeyi yaratmağa gücü yoktur.<BR><BR><B>İnşa</B>: Yoktan var etmek demektir. Evrendeki tüm varlıkları yoktan var eden Yüce Allah&#8217;tır. Yaratıklarınsa yoktan var etme gücü yoktur.<BR><BR><B>İbda'</B>: Yüce Allah'ın, aslı ve benzeri olmaksızın icat etmesi demektir.<BR><BR><B>İhya</B>: Yüce Allah&#8217;ın diriltmesi demektir. Bir yaratığa can verip onu yaşama ulaştırmak, diriltmek ancak Allah&#8217;a mahsustur.<BR><BR><B>İmate</B>: Yüce Allah&#8217;ın öldürmesi, hayata son vermesi demektir. Bir yaratığa can veren Hz. Allah dilediği zamanda onun yaşamına da son verir.<BR><BR><B>Terzîk</B>: Yüce Allah&#8217;ın rızk vermesi demektir. Allah (c.c.) Rab ol-masının gereği sayısız çeşit ve ihtiyaçta olan mahlukatın rızkını da yaratır. O, yaşamlarını devam ettirebilmeleri için muhtaç oldukları besinleri yoktan var edip onlara sunar.</SPAN><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><O:P></O:P></P><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen murat1317 - 14-Kasım-2007 Saat 13:17</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 14 Nov 2007 12:42:16 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=206&amp;PID=280#280</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Genel  : osmanlı tarihi</title>
   <link>http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=204&amp;PID=279#279</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.bogazliyan.biz/forum/member_profile.asp?PF=11">murat1317</a><br /><strong>Konu:</strong> osmanlı tarihi<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 13-Kasım-2007 Saat 12:58<br /><br /><UL><LI><DIV style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" ="Ms&#111;normal"><strong><SPAN style="FONT-SIZE: 8.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"></SPAN></strong><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><O:P><a href="http://yenipazar66.blogcu.com" target="_blank"><FONT color=#3399ff size=5><U>http://yenipazar66.blogcu.com</U></FONT></A></O:P></SPAN></DIV></LI></UL><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"><O:P></O:P></SPAN>&nbsp;</P><UL><LI><DIV style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">1299-1300<BR><BR><BR><BR>Osmanlı tarihinin başlaması <BR><BR><BR>1299<BR><BR><BR>Selçuklu sultanının Osman Bey'e beylik alameti olarak tabl-u alem (davul ve sancak) göndermesi <BR><BR><BR><BR>1302<BR><BR><BR>Osman Gazi'nin Koyunhisar Zaferi<BR><BR><BR>1320<BR><BR><BR>Türk edebiyatında bilinen ilk divana sahip Yunus Emre'nin ölümü<BR><BR><BR>1324<BR><BR><BR>Orhan Gazi'nin tahta geçişi<BR><BR><BR>1326<BR><BR><BR>Bursa'nın fethi<BR><BR><BR>1331<BR><BR><BR>İznik'in fethi<BR><BR><BR>1331<BR><BR><BR>İlk Osmanlı medresesinin, İznik'te Orhan Gazi tarafından kurulması<BR><BR><BR>1334<BR><BR><BR>Karesi Beyliği'nin ilhakı<BR><BR><BR>1337<BR><BR><BR>Kocaeli bölgesinin alınışı<BR><BR><BR>1346<BR><BR><BR>Orhan Gazi'nin Kantakuzenos'un kızı ile evliliği ve Bizans ile ittifakı<BR><BR><BR>1349-1352<BR><BR><BR>Bizans'a yardım için Süleyman Paşa'nın Rumeli'ye geçişi ve Çimpe Kalesi'nin üs olarak verilişi<BR><BR><BR>1352<BR><BR><BR>Osmanlıların Cenevizlilere Osmanlı topraklarında serbest ticaret yapma imtiyazı vermeleri <BR><BR><BR>1354<BR><BR><BR>Gelibolu'nun fethi<BR>1361<BR>İlk müzikli spor gösterisi (Edirne Kırkpınar yağlı güreşleri)<BR>1362<BR>Orhan Gazi'nin vefatı ve I. Murat'ın tahta çıkışı<BR>1362<BR>Kadıaskerliğin teşkili<BR>1363<BR>Pençik Kanunu'nun çıkışı<BR>1366<BR>Gelibolu'nun elden çıkışı<BR>1371<BR>Çirmen Zaferi<BR>1376<BR>Bulgar Krallığı'nın Osmanlı hakimiyetini kabulü<BR>1377<BR>Gelibolu'nun Osmanlılara iadesi<BR>1385-1386<BR>Niş ve Sofya'nın alınışı<BR>1387<BR>Ploşnik bozgunu ve Balkan ittifakının teşekkülü<BR>1389<BR>I. Kosova Zaferi<BR>1389<BR>I. Murat'ın şehadeti, Yıldırım Bayezid'in tahta çıkışı<BR>1390<BR>Aydın-Saruhan-Germiyan-Menteşe beyliklerinin ilhakı<BR>1390<BR>Karaman Seferi, Konya'nın kuşatılması<BR>1390<BR>Gelibolu tersanesinin inşası<BR>1391<BR>İstanbul'un ilk kuşatılması<BR>1393<BR>Mahkeme Rüsumu'nun (vergisinin) ilk ihdası<BR>1396<BR>Niğbolu Zaferi<BR>1397-1398<BR>Akçay Zaferi ve Karaman ülkesinin Osmanlı hakimiyetini kabulü<BR>1398<BR>Kadı Burhaneddin'in ölümü <BR>1398<BR>Karadeniz beyliklerinin ilhakı<BR>1400<BR>Bursa'da I. Bayezid tarafından Ulu Cami'nin yaptırılması; İlk Osmanlı Darü'ş-şifasının Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilmesi<BR>1402<BR>Ankara Savaşı ve Yıldırım Bayezid'in esareti<BR>1402-1413<BR>Fetret Devri, iç karışıklıklar<BR>1409<BR>Süleyman Çelebi tarafından Türk Edebiyatı'nda ilk mevlid örneği olan, Vesiletü'n-Necat adlı eserin yazılışı; İlk besteli dini eser (Süleyman Çelebi'nin Mevlid'i)<BR>1411<BR>Çelebi Mehmed'in tahta çıkışı<BR>1413<BR>I. Mehmed'in duruma hakim olup devleti yeniden kuruşu<BR>1416<BR>Osmanlı-Venedik Deniz Savaşı ve barışı, Şeyh Bedreddin isyanı<BR>1416<BR>Macar Seferi<BR>1417<BR>Avlonya'nın fethi<BR>1418-1420<BR>Samsun bölgesinin zaptı<BR>1421<BR>Çelebi Mehmed'in ölümü ve II. Murad'ın tahta çıkışı<BR>1422<BR>Mustafa Çelebi'nin (Düzmece) bertarafı<BR>1425<BR>Molla Fenari'nin ilk şeyhülislam olarak tayini<BR>1425-1426<BR>İzmir beyi Cüneyd'in idamı<BR>1425-1426<BR>Teke Beyliği'nin intikali<BR>1427-1428<BR>Germiyan Beyliği'nin intikali<BR>1430<BR>Selanik'in fethi<BR>1430-1431<BR>Şemsüddin Muhammed B. Hamza el-Fenari'nin ölümü<BR>1432<BR>Fatih Sultan Mehmed'in doğumu<BR>1434<BR>Edirne'de II. Murad tarafından Muradiye Camii'nin yaptırılması<BR>1439<BR>Semendire'nin alınışı<BR>1440<BR>Başarısız Belgrad kuşatması<BR>1444<BR>Edirne-Segedin Antlaşması<BR>1444<BR>II. Murat'ın tahttan çekilişi, II. Mehmed'in tahta çıkışı ve Varna zaferi<BR>1445<BR>II. Mehmed'in tahttan çekilişi ve II. Murad'ın ikinci defa tahta çıkışı<BR>1448<BR>II. Kosova Zaferi<BR>1451<BR>II. Murad'ın ölümü ve II. Mehmed'in ikinci defa tahta çıkışı<BR>1453<BR>İstanbul'un fethi<BR>1453<BR>Ayasofya Kilisesi&#8217;nin camiye çevrilmesi<BR>1454<BR>İlk Devlet Musiki Okulu (Enderun'un müzik bölümü)&#8217;nun kuruluşu<BR>1458-1460<BR>Mora'nın ele geçirilişi<BR>1461<BR>Trabzon Rum İmparatorluğu'nun sonu<BR>1461<BR>Candaroğulları'nın ilhakı<BR>1463<BR>Osmanlı-Venedik Savaşı'nın başlaması<BR>1463-1470<BR>İstanbul'da Fatih Külliyesi'nin inşaası<BR>1466<BR>II. Mehmed'in Arnavut seferi<BR>1468<BR>Karamanoğulları'nın sonu<BR>1470<BR>Eğriboz adasının alınışı<BR>1471<BR>Fatih Külliyesi&#8217;nin açılışı<BR>1472<BR>Topkapı Sarayı'nın inşaası<BR>1473<BR>Otlukbeli zaferi <BR>1475<BR>Kırım'ın Osmanlı hakimiyetine girişi<BR>1476<BR>Boğdan seferi ve zaferi<BR>1478<BR>Fatih tarafından ilk altın paranın darb ettirilmesi<BR>1479<BR>Osmanlı-Venedik barışı ile Fatih'in Venediklilere, Trabzon ve Kefe'de ticaret yapma hakkı tanıyan ahidname vermesi<BR>1480<BR>Otranto'ya çıkış ve başarısız Rodos kuşatması<BR>1480<BR>Kadıaskerliğin Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrılması<BR>1481<BR>II. Mehmed'in vefatı ve II. Bayezid'in tahta çıkışı<BR>1482<BR>Cem Sultan'ın mağlubiyeti, Rodos'a sığınması<BR>1483<BR>Morova Seferi ve Hersek'in ilhakı<BR>1484<BR>Boğdan Seferi<BR>1484<BR>Kili ve Akkerman'ın fethi<BR>1485<BR>Osmanlı-Memlük mücadelesinin başlaması<BR>1488<BR>Sultan II. Bayezid tarafından Edirne'de Bayezid Darü'ş-şifası'nın yapımı<BR>1491<BR>Osmanlı-Memluk Barışı<BR>1492<BR>Macar Seferi<BR>1492<BR>İspanya'dan çıkarılan Yahudilerin Osmanlı Devleti'nin himayesine girmesi<BR>1495<BR>Macarlarla ateşkes, Cem Sultan'ın ölümü, Şehzade Süleyman'ın doğumu<BR>1497<BR>İlk Rus elçisinin İstanbul'a gelişi<BR>1498<BR>Lehistan Seferleri<BR>1499<BR>Venedik Savaşı<BR>1499<BR>İnebahtı'nın alınışı<BR>1499<BR>Preveze baskını<BR>1500<BR>Modon, Navarin ve Koron'un alınışı<BR>1502<BR>Venedik ile barış<BR>1505<BR>Bayezid Külliyesi'nin açılışı<BR>1509<BR>İstanbul'da kıyamet-ı suğra (küçük kıyamet) zelzelesi<BR>1511<BR>Şahkulu Baba Tekeli isyanı, Şehzade Selim hareketi<BR>1512<BR>II. Bayezid'in tahttan çekilişi, I. Selim'in tahta çıkışı<BR>1514<BR>Çaldıran zaferi, Tebriz'e giriş<BR>1514<BR>Şahkulu'nun Yavuz Sultan Selim'in Tebriz'i işgaliyle Amasya'ya sürgün gönderilişi<BR>1516<BR>Mısır seferi ve Mercidabık zaferi<BR>1517<BR>Ridaniye zaferi ve Kahire'ye giriş<BR>1517<BR>Haremeyn'in himaye altına alınması<BR>1517<BR>Haliç'te tersane yapımının tamamlanması<BR>1517<BR>Piri Reis'in Mısır'da Sultan Selim'e ilk dünya haritasını sunması<BR>1519<BR>Celali isyanı<BR>1519<BR>Cezayir'in ilhakı<BR>1520<BR>I. Selim'in vefatı, I. Süleyman'ın tahta çıkışı<BR>1521<BR>Belgrad'ın fethi<BR>1522<BR>Rodos Adası'nın ilhakı<BR>1524<BR>Mısır'da Hain Ahmed Paşa isyanı<BR>1525<BR>İlk Fransız elçisi İstanbul'da<BR>1526<BR>Mohaç zaferi<BR>1528<BR>Piri Reis'in Kanuni Sultan Süleyman'a ikinci dünya haritasını takdim etmesi<BR>1529<BR>Viyana kuşatması, Barbaros'un Marsilya'ya çıkması<BR>1530-1588<BR>Sinan'ın imparatorluğun baş mimarı olarak faaliyet göstermesi<BR>1532<BR>Alaman Seferi<BR>1533-1534<BR>Barbaros'un Osmanlı hizmetine girişi ve Cezayir Beylerbeyliği'ne tayini<BR>1534<BR>Irakeyn seferinin açılışı, Tebriz'e ikinci defa giriş ve Bağdat'ın alınışı<BR>1536<BR>Fransızlara kendi bayrakları ile Osmanlı limanlarında ticaret hakkı tanıyan ahidname verilmesi (kapitülasyonlar)<BR>1537<BR>Körsof - Avlonya seferi<BR>1538<BR>Preveze zaferi<BR>1538<BR>Hadım Süleyman Paşa'nın Hint seferi<BR>1541<BR>Budin'in kesin olarak ilhakı ve beylerbeyiliği olması<BR>1543<BR>Estergon'un ve İstolni Belgrad'ın fethi<BR>1543<BR>Batı musikisiyle ilk resmi temas (I. François'nın Kanuni'ye gönderdiği saray orkestrası)<BR>1547<BR>Osmanlı-Habsburg barışı<BR>1547<BR>Avusturyalılara Osmanlı topraklarında emn ü aman üzere ticaret yapma hakkının tanınması <BR>1547<BR>San'a'nın fethi<BR>1548<BR>İkinci İran seferi<BR>1550<BR>Süleymaniye Külliyesi'nin inşaası<BR>1551<BR>Trablusgarb'ın fethi<BR>1552<BR>Piri Reis'in Portekizlilere karşı seferi<BR>1553-1554<BR>Turgud Reis'in Akdeniz seferi<BR>1553-1554<BR>Nahcıvan seferi<BR>1555<BR>İlk Osmanlı-İran antlaşması : Amasya Antlaşması<BR>1557<BR>Dokuzuncu Akdeniz seferi, Fas'ın fethi<BR>1557<BR>Süleymaniye Külliyesi'nin açılışı<BR>1560<BR>Cerbe'nin alınışı<BR>1562<BR>Osmanlı-Habsburg barışı<BR>1565<BR>Başarısız Malta kuşatması<BR>1566<BR>Kanuni Sultan Süleyman'ın son seferi : Zigetvar ve sultanın vefatı, II. Selim'in tahta çıkışı<BR>1567<BR>Yemen isyanı<BR>1569<BR>Astarhan seferi<BR>1571<BR>Kıbrıs fethi<BR>1571<BR>İnebahtı hezimeti<BR>1574<BR>Tunus'un fethi<BR>1574<BR>Selimiye'nin açılışı<BR>1574<BR>II. Selim'in vefatı ve III. Murad'ın tahta çıkışı<BR>1575<BR>Edirne'de, Sinan eliyle II. Selim için Selimiye Camii'nin inşaası<BR>1578<BR>Osmanlı-İran Savaşı'nın başlaması<BR>1578<BR>Fas'ta el-Kasrü'l-kebir zaferi<BR>1580<BR>İlk İngiliz Ahidnamesi'nin verilişi<BR>22 Ocak 1580<BR>İstanbul Rasathanesi'nin yıktırılması<BR>1583<BR>Meşale zaferi<BR>18 Kasım 1583<BR>Cizvitlerin Galata'daki Saint Benoit Kilisesi'ne yerleşerek burada St. Benoit mektebini açmaları<BR>1585<BR>Tebriz'in alınışı<BR>1586<BR>İlk Sikke tashihi (paranın düzeltilmesi)<BR>1587<BR>Gürcistan harekatı<BR>1588<BR>Gence seferi<BR>1589<BR>İkinci sikke tashihi<BR>1590<BR>Osmanlı-İran Antlaşması<BR>1593<BR>Osmanlı-Habsburg savaşları<BR>1595<BR>Estergon'un düşüşü<BR>1595<BR>III.Murad'ın vefatı, III. Mehmed'in tahta çıkışı<BR>1596<BR>Eğri Kalesi'nin alınışı ve Haçova zaferi<BR>1598-1663<BR>Davud ve Mehmed Ağalar tarafından İstanbul'da valide sultanlar için Yeni Camii'nin inşası<BR>1599<BR>Osmanlı sarayına ilk Batı müziği aletinin (Elizabeth I.'in IV. Mehmed'e gönderdiği org) getirilişi<BR>1601<BR>Kanije zaferi<BR>1601<BR>İngiliz tüccarının ödeyeceği gümrük resminin %3'e indirileceğinin ahidnameye konması<BR>1603<BR>Osmanlı-İran Savaşı'nın başlaması<BR>1603<BR>III. Mehmed'in vefatı, I. Ahmed'in tahta çıkışı<BR>1607<BR>Asi Canbolatoğlu ve Maanoğlu'nun Oruç ovasında bozguna uğratılması<BR>1609-1610<BR>Celali tenkili için Kuyucu Murad Paşa Anadolu'da <BR>1612<BR>Osmanlı-İran Antlaşması<BR>1612<BR>Hollandalılara ahidname verilmesi<BR>1615<BR>Revan seferi<BR>1617<BR>I. Mustafa'nın tahta çıkışı<BR>1617<BR>İstanbul'da Sedefkar Mehmed Ağa tarafından Sultan Ahmed Camii'nin inşası<BR>1618<BR>I. Mustafa'nın tahttan indirilmesi ve II. Osman'ın tahta çıkışı<BR>1621<BR>Hotin seferi<BR>1622<BR>II. Osman'ın katli ve I. Mustafa'nın yeniden tahta çıkışı<BR>1623<BR>I. Mustafa'nın tahttan indirilmesi ve IV. Murad'ın tahta çıkışı<BR>1629<BR>Cizvitler tarafından, 1629'da İstanbul'da "Saint Georges" Fransız okulu ile, yine "St. Louis Dil Oğlanlar Mektebi"nin kurulması<BR>1634<BR>İlk şeyhülislam katli (Ahizade Hüseyin Efendi)<BR>1635<BR>IV. Murad'ın Revan seferine çıkışı<BR>1638<BR>Bağdat seferi ve Bağdat'ın alınışı<BR>1639<BR>Kasr-ı Şirin Antlaşması<BR>1640<BR>IV. Murad'ın ölümü, Sultan İbrahim'in tahta çıkışı<BR>1645<BR>Girit seferinin açılışı, Hanya'nın alınışı<BR>1648<BR>Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesi, IV. Mehmed'in tahta çıkışı<BR>1648<BR>Kandiye kuşatması<BR>1656<BR>Çanakkale Boğazı'nın Venedik ablukası altına alınması<BR>1656<BR>Çınar Vakası<BR>1656<BR>Köprülüler devrinin başlaması<BR>1660<BR>Varad Kalesi'nin alınışı<BR>1663<BR>Uyvar seferi, Uyvar'ın fethi<BR>1664<BR>St. Gotthard bozgunu ve Vasvar Antlaşması<BR>1669<BR>Kandiye'nin alınışı, Girit'in tamamıyla Osmanlı hakimiyetine girişi<BR>1672<BR>Lehistan seferi, Kamaniçe'nin alınışı<BR>1672<BR>Bucaş Antlaşması<BR>1673<BR>Fransız tüccarının ödediği gümrük resminin %3'e indirilmesi<BR>1676<BR>Osmanlı-Lehistan barışı: Zorawna Antlaşması<BR>1678<BR>Çehrin seferi<BR>1682<BR>Osmanlı-Rus Antlaşması<BR>1683<BR>II. Viyana kuşatması ve büyük bozgun<BR>1685<BR>Uyvar'ın elden çıkışı<BR>1685<BR>Saraydaki altın ve gümüşten sikke basımı<BR>1686<BR>Budin'in düşüşü<BR>1687<BR>IV. Mehmed'in tahttan indirilmesi, II. Süleyman'ın tahta çıkışı<BR>1687<BR>Eğri Kalesi'nin düşüşü<BR>1687<BR>Bir akçe itibarı değerli "mankur" un piyasaya çıkarılması<BR>1688<BR>Belgrad'ın elden çıkışı<BR>1690<BR>Kanije Kalesi'nin düşüşü<BR>1690<BR>Belgrad'ın geri alınışı<BR>1691<BR>II. Ahmed'in tahta çıkışı<BR>1691<BR>Salankamen bozgunu<BR>1691<BR>Enflasyonu körüklediği için mankur darbının yasaklanması<BR>1695<BR>II. Ahmed'in ölümü<BR>1695<BR>II. Mustafa'nın tahta çıkışı, Malikane sisteminin uygulanmaya başlanması<BR>1697<BR>Zenta bozgunu<BR>1699<BR>Karlofça Antlaşması<BR>1700<BR>İstanbul Antlaşması<BR>1703<BR>Edirne Vakası <BR>1703<BR>III. Ahmed'in tahta çıkışı<BR>1703<BR>"Tuğralı" altın paranın piyasaya çıkarılması<BR>1711<BR>Prut Zaferi ve Barışı<BR>1715<BR>Mora seferi<BR>1716<BR>Osmanlı-Avusturya Savaşı, Varadin bozgunu, Temaşvar'ın elden çıkışı<BR>1716<BR>"Fındık" altınının piyasaya çıkarılması<BR>1718<BR>Pasarofça Antlaşması<BR>1720<BR>Batıya hediye gönderilen ilk mehter takımı (III. Ahmed tarafından Lehistan'a)<BR>1721<BR>Çelebi Mehmed Efendi'nin sefaret (elçilik) vazifesiyle Fransa'ya gidişi<BR>1723<BR>İran seferinin üç cepheli olarak açılışı<BR>1724-1725<BR>Azerbaycan harekatı, Tebriz ve Gence'nin alınışı<BR>1726<BR>İbrahim Müteferikka tarafından ilk Türk matbaasının kuruluşu<BR>1729<BR>"Zer-i mahbub" adıyla yeni bir altının piyasaya sürülmesi<BR>1730<BR>Patrona Halil isyanı, III. Ahmed'in tahtan indirilişi, I.Mahmud'un tahta çıkışı<BR>1732<BR>Osmanlı-İran barışı<BR>1733<BR>İran Savaşı'nın hızlanması, Nadir Şah'ın başarıları<BR>1735<BR>Bonneval Ahmed Paşa (Comte de Bonneval) nezaretinde Humbaracı Ocağı'nın kurulması<BR>1736<BR>Osmanlı-Avusturya-Rus Savaşları<BR>1739<BR>Belgrad Antlaşması<BR>1739<BR>Rus tüccarlarına Karadeniz hariç olmak üzere, Osmanlı suları ve topraklarında ticaret hakkı tanınması<BR>1743<BR>Osmanlı-İran Savaşı'nın yeniden hızlanması<BR>1746<BR>Osmanlı-İran barışı<BR>1748-1755<BR>İstanbul'da I. Mahmud ve III. Osman tarafından Nuruosmaniye Camii'nin inşa ettirilmesi<BR>1754<BR>I. Mahmud'un ölümü, III. Osman'ın tahta çıkışı<BR>1757<BR>III. Osman'ın ölümü, III. Mustafa'nın tahta çıkışı<BR>1768<BR>Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlaması<BR>1770<BR>Rus filosunun İngilizlerin yardımıyla Akdeniz'e girmesi<BR>1770-1776<BR>Fransız Subayı Baron de Tott'un İstanbul'da bulunması<BR>1771<BR>Kırım'ın işgali<BR>1772<BR>Tersane yakınlarında Topçu Mektebi'nin kurulması<BR>1773<BR>Mühendishane-i Bahri-i Hümayun'un kuruluşu<BR>1774<BR>Avrupa tarzında teşkil edilmiş olan Sürat Topçuları Ocağı'nın kurulması<BR>21 Temmuz 1774<BR>Küçük Kaynarca Antlaşması ve Ruslara Karadeniz'de seyrüsefer hakkı tanınması<BR>1776<BR>Mühendishane-i Bahri-i Hümayun&#8217;un açılışı<BR>10 Mart 1779<BR>Aynalıkavak Tenkihnamesi<BR>1781<BR>Hendese odasının Mühendishane olarak isimlendirilmesi<BR>1783<BR>Rusya'nın Kırım'ı ilhakı<BR>1784<BR>Avusturyalılara Karadeniz'de seyrüsefer hakkı verilmesi<BR>8 Ocak 1784<BR>Osmanlı Devleti'nin Rusya'nın Kırım'ı ilhakını bir "sened" ile resmen tanıması<BR>1787-1788<BR>İstanbul'da bulunan Fransız uzmanların ve subayların tamamen ülkelerine dönmeleri<BR>17 Şubat 1787<BR>Osmanlı-Rus Savaşı'nın ilanı<BR>9 Şubat 1788<BR>Rusya'nın müttefiki sıfatıyla Avusturya'nın da savaşa girmesi<BR>Ocak 1789<BR>Özi Kalesi'nin Ruslar tarafından zaptı<BR>7 Mayıs 1789<BR>I. Abdülhamid'in ölümü ve III. Selim'in tahta çıkması<BR>11 Temmuz 1789<BR>Osmanlı-İsveç ittifakı<BR>1790<BR>İlk resmi Ermeni mektebinin Kumkapı'da açılması<BR>31 Ocak 1790<BR>Osmanlı-Prusya ittifakı<BR>27 Temmuz 1790<BR>Avusturya'nın Prusya tarafından barışa zorlanması. Reichenbach Konvansiyonu<BR>18 Eylül 1790<BR>Yergöğü Mütarekesi<BR>Ekim-Kasım 1790<BR>Kili ve İsmail kalelerinin Rusya tarafından zaptı<BR>1791<BR>Ziştovi Antlaşması<BR>11 Ağustos 1791<BR>Rus Savaşı'nın sonu, Kalas Mütarekesi<BR>1792<BR>Nizam-ı Cedid hareketinin başlaması<BR>1792<BR>III. Selim devrinde 100'lük guruş basılması<BR>10 Ocak 1792<BR>Kırım'ın Rusya'ya bırakılması<BR>10 Ocak 1792<BR>Yaş Antlaşması<BR>1793<BR>Daimi elçiliklerin ıslahı ve Londra, Paris ve Viyana'da daimi elçilik kurulması<BR>1793<BR>Nizam-ı Cedid Ordusu'nun Kuruluşu, Hasköy'de Humbaracı ve Lağımcı Ocağı kışlasında Mühendishane-i Cedide'nin açılması<BR>1795<BR>Lehistan'ın Avrupa haritasından silinmesi <BR>1795<BR>Mühendishane-i Berr-i Hümayun'un açılışı; Kara Mühendishanesi binasının inşası; Osmanlı sarayında ilk yabancı bando (Napolyon'un III. Selim'e gönderdiği)<BR>1797<BR>Paris, Viyana ve Berlin'de daimi elçilikler kurulması<BR>1797<BR>Pazvandoğlu isyanı<BR>1797<BR>Rumeli'de dağlı eşkıya hareketleri ve isyanları<BR>17 Eylül 1797<BR>Venedik Devleti'nin ortadan kaldırılması<BR>3 Ocak 1798<BR>Fransa'ya karşı Osmanlı-Rus ittifakı<BR>1 Temmuz 1798<BR>Fransa'nın Mısır'a saldırması<BR>3 Eylül 1798<BR>Fransa'ya savaş ilanı<BR>5 Ocak 1799<BR>Fransa'ya karşı İngiltere ile ittifak<BR>Şubat 1799<BR>Napolyon'un El-Ariş ve Gazze'yi ele geçirmesi<BR>Mayıs 1799<BR>Napolyon'un Akka'da Cezzar Ahmed Paşa tarafından mağlup edilmesi<BR>Ağustos 1799<BR>Napolyon'un Fransa'ya dönmesi, Mısır'ın işgalinin devamı <BR>1800<BR>Takvimlerin Jacques Cassini Zicine göre hazırlanmaya başlaması<BR>Mart 1800<BR>Rus ve Osmanlı kuvvetlerinin Yedi Ada Cumhuriyeti'ni kurmaları<BR>Ağustos 1801<BR>Mısır'ın tahliyesine dair mütareke<BR>1802<BR>Fransız ve İngiliz gemilerinin kendi bayrakları altında Karadeniz'e çıkmalarına müsaade edilmesi<BR>1802<BR>Avrupa ile ticaret yapan Osmanlı gayri müslim tüccarına Avrupa devletleri tüccarı statüsünün tanınmasıyla "Avrupa tüccarı" denilen sınıfın ortaya çıkması<BR>25 Haziran 1802<BR>Paris Antlaşması. Fransa ile barış<BR>Şubat 1804<BR>Sırp isyanlarının başlaması<BR>1805<BR>Avrupa tarzında ilk hastanenin Kasımpaşa'daki Tersane-i Amire'de açılması<BR>1805<BR>Osmanlı Devleti'nin Napolyon'un "İmparator" unvanını tanıması<BR>1805<BR>Tersane Hazinesi'nin kurulması<BR>1805<BR>Beykoz Çuka ve Kağıt Fabrikası'nın faaliyete geçmesi<BR>Temmuz 1805<BR>Mehmed Ali Paşa'nın Mısır'a vali olarak tayini<BR>1806<BR>Nizam-ı Cedid'in başarısızlığı ve gerilemesi. İkinci Edirne Vakası<BR>1806<BR>Osmanlı-Rus Savaşı<BR>1806<BR>III. Selim'in Mühendishan-ı Berri-i Hümayun kanunnamesi<BR>Ekim 1806<BR>Memleketeyn 'in Rusya tarafından işgal edilmesi<BR>1807<BR>Vehhabi isyanının had safhaya varması. Haccın engellenmesi<BR>20 Şubat 1807<BR>İngiltere'nin Rusya'nın yanında Osmanlı savaşına iştiraki ve İngiliz filosunun İstanbul önlerine gelmesi<BR>Mart-Eylül 1807<BR>İngiliz filosunun İskenderiye'ye saldırması ve Mehmed Ali tarafından mağlup edilmesi<BR>25 Mayıs 1807<BR>Nizam-ı Cedid'e karşı ayaklanma<BR>29 Mayıs 1807<BR>III. Selim'in tahttan indirilmesi ve Nizam-ı Cedid'in kaldırılması<BR>28 Temmuz 1808<BR>Alemdar Mustafa Paşa'nın müdahalesi, IV. Mustafa'nın tahttan indirilmesi, III. Selim'in katli, II. Mahmud'un tahta çıkması<BR>29 Eylül 1808<BR>Sened-i İttifak : Devletin ayanlarla uzlaşması<BR>15-16 Kasım 1808<BR>Yeniçeri Ayaklanması : Alemdarın Sonu<BR><BR><BR>5 Ocak 1809<BR>İngiltere ile süren savaşın sonu : Kal'a-i Sultaniyye Antlaşması<BR>1810<BR>II. Mahmud devrinde beşlik "cihadiyye"lerin basılması<BR>1812<BR>Vehhabi ayaklanmasının Mehmed Ali Paşa tarafından bastırılması<BR>28 Mayıs 1812<BR>Rus Savaşı'nın sonu : Bükreş Antlaşması, Sırbistan'a özerklik verilmesi<BR>1816<BR>Miloş Obronoviç'in "başknez" olarak tanınması ve Sırbistan'ın özerliğinin temini<BR>Şubat- Mart 1821<BR>Eflak ve Mora'da Rum isyanlarının başlaması<BR>1823<BR>Avrupa ile ticaretin Türk gemileriyle yapılmasına teşebbüs edilmesi<BR>1824<BR>Rum ayaklanmasını bastırmak üzere Mısır kuvvetlerinin çağrılması<BR>1824<BR>Fatih Külliyesi'ndeki Darü'ş-Şifa'nın yıkılması; Sultan II. Mahmud'un Talim-i sıbyan adı ile ferman yayınlaması; St. Pierre mektebinin kurulması<BR>14 Haziran 1826<BR>Yeniçeri Ocağı'nın ortadan kaldırılması, Asakir-i Mansure-i Muhammediyye'nin kurulması<BR>7 Ekim 1826<BR>Rusya ile Akkerman Antlaşması'nın imzalaması<BR>1827<BR>Osmanlılar'ın İngiliz yapısı ilk buharlı gemiye sahip olmaları <BR>1827<BR>Tıphane-i Amire'nin kurulması; İlk "Marş-ı Sultani" bestesi (G. Donizetti, II. Mahmud'a)<BR>4 Nisan 1827<BR>İngiltere ile Rusya arasında Yunanistan'ın bağımsızlığına dair Petersburg Protokolü<BR>Temmuz 1827<BR>Mısır kuvvetlerinin Rum isyanını bastırmaları, Atina'nın teslimi<BR>20 Kasım 1827<BR>Navarin saldırısı : Osmanlı-Mısır donanmasının yakılması <BR>26 Nisan 1828<BR>Rusya'nın savaş ilan etmesi<BR>14 Eylül 1829<BR>Edirne Barışı : Yunanistan'ın bağımsızlığı<BR>1830<BR>Katolik Ermeni cemaatinin ve kilisesinin resmen tanınması<BR>1830-1831<BR>Nüfus sayımları<BR>5 Temmuz 1830<BR>Fransızlar'ın Cezayir'e saldırmaları ve ele geçirmeleri<BR>1831<BR>İlk saray konservatuarı (Mızıka-i Hümayun ve Saray Harem Orkestrası)<BR>1831<BR>Tımarların kaldırılması (müessese sembolik olarak daha uzun süre devam etti)<BR>1 Kasım 1831<BR>İlk gazete Takvim-i Vekayi'nin neşri<BR>1832<BR>Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa'nın isyanı<BR>1832<BR>İngiliz postalarının kuruluşu<BR>12 Aralık 1832<BR>Mısır kuvvetlerinin Konya'da Osmanlı ordusunu yenmeleri<BR>1833<BR>Feshanenin kuruluşu<BR>2 Şubat 1833<BR>Mısır kuvvetlerinin Kütahya'ya kadar ilerlemeleri<BR>5 Nisan 1833<BR>Rus kuvvetlerinin yardım amacı ile Beykoz'a asker çıkartmaları ve Rus filosunun İstanbul'a gelmesi<BR>Mayıs 1833<BR>Mehmed Ali Paşa&#8217;nın uzlaşmaya zorlanması : Kütahya Sözleşmesi<BR>8 Temmuz 1833<BR>Mehmed Ali Paşa&#8217;ya karşı Osmanlı-Rus ittifakı : Hünkar İskelesi Antlaşması, Boğazlar'ın diğer devletlere kapatılması<BR>18 Eylül 1833<BR>Münchengraetz Antlaşması<BR>1834<BR>Maçka Kışlası'nda, Mekteb-i Harbiye'nin kurulması<BR>1835-1845<BR>İlk halk konserleri (Tanburi Aleksan Efendi (1815-1864) İstanbul Süleymanpaşa Hanı'ndaki kahvede)<BR>11 Mart 1836<BR>Umur-ı Hariciye Nezareti'nin kurulması<BR>26 Kasım 1837<BR>Osmanlı yapımı "Eser-i Hayr" adlı buharlı geminin denize indirilmesi<BR>1838<BR>Mekteb-i Adli'nin açılması<BR>24 Mart 1838<BR>Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliyye&#8217;nin kurulması<BR>16 Ağustos 1838<BR>İngiliz tüccarına geniş imkanlar tanıyan Balta Limanı Ticaret Muahedesi'nin imzalanması. Bu muahede ile gümrük resmi oranının ihracatta %12, ithalatta %5 olarak tesbiti<BR>1839<BR>"Kaime-i mutebere-i nakdiyye"nin çıkarılması<BR>1839<BR>Notre Dame de Sion Kız Lisesi'nin kurulması<BR>24 Haziran 1839<BR>Mehmed Ali ile savaşın tekrar başlaması, Osmanlı kuvvetlerinin Nizip mağlubiyeti<BR>1 Temmuz 1839<BR>II. Mahmud'un vefatı üzerine Abdülmecid'in tahta çıkması, Osmanlı donanmasının Mehmed Ali'ye teslimi<BR>3 Kasım 1839<BR>Tanzimat Fermanı'nın ilanı<BR>3 Mayıs 1840<BR>Ceza Kanunname-i Hümayunu'nun Fransa'dan mülhem bir biçimde düzenlenmesi ve kabulü (14 Temmuz 1851'de bu kanun, kanun-u cedid olarak tadilatla yeniden yürürlüğe girer)<BR>1840<BR>Posta Nezareti'nin kurulması<BR>1841<BR>Lübnan olayları<BR>24 Mayıs 1841<BR>İngiltere'nin yardımıyla Mısır meselesinin halli, Mısır'ın veraset usulü ile Mehmed Ali Paşa'ya bırakılması<BR>13 Temmuz 1841<BR>Londra Boğazlar Mukavelenamesi<BR>1842<BR>Askeri Baytar Mektebi'nin açılması<BR>10 Nisan 1845<BR>Polis (zabıta) teşkilatının kuruluşu (12 Rebiülevvel 1261 tarihli nizamname)<BR>1846<BR>Rus Ticaret Muahedesi<BR>1847<BR>Tımarlı Sipahi Teşkilatı'nın ilgası<BR>1847<BR>Telgrafın Beylerbeyi Sarayı'nda denenmesi<BR>1847<BR>Dersaadet Bankası'nın kuruluşu<BR>1847<BR>İstanbul'da ilk piyano resitali (Liszt Abdülmecid'e Donizetti'nin Mecidiye Marşı'nı çalıyor)<BR>1848<BR>Avrupa'da liberal ihtilaller : Polonya ve Macaristan'da milliyetçi ayaklanmalar<BR>1848<BR>Protestan Ermeni cemaatinin ve kilisesinin resmen tanınması<BR>16 Mart 1848<BR>İstanbul'da Darü'l-Muallimin açılması<BR>18 Kasım 1848<BR>Osmanlı yapımı ilk demir vapurun denize indirilmesi<BR>12 Mart 1850<BR>Darü'l-Maarif'in öğrenime başlaması<BR>18 Temmuz 1851<BR>Encümen-i Daniş'in kurulması<BR>1853<BR>"Mukaddes yerler" meselesi, Rusya'nın tazyikleri ve Kırım Savaşı'nın patlaması<BR>1853<BR>İstanbul'da I. Abdülmecid tarafından Dolmabahçe Sarayı'nın inşa ettirilmesi<BR>1854<BR>İlk dış istikraz : Borçlanma devrinin ve alışkanlığının başlaması<BR>12 Mart 1854<BR>Rusya'ya karşı İngiltere ve Fransa ile ittifak<BR>1855<BR>Gayri müslimlerden alınan "cizye"nin kaldırılması<BR>16 Ağustos 1855<BR>İstanbul'da Şehremanetinin kurulması (modern belediye idarelerinin başlangıcı)<BR>9 Eylül 1855<BR>Osmanlı İmparatorluğu'nda telgrafın hizmete girmesi<BR>14 Kasım 1855<BR>Et ve Ekmek dışında hemen bütün maddelerden narhın kaldırılması<BR>1856<BR>Bank-ı Osmani'nin kurulması<BR>1856<BR>Arap alfabesinin Mors alfabesine uyarlanmasıyla telgrafların Türkçe olarak çekilmeye başlanması<BR>1856<BR>Islahat Fermanı <BR>1856-1860<BR>Köstence-Çernevo'da demiryolu hattının yapımı<BR>1856-1866<BR>İzmir-Aydın demiryolu hattının yapımı<BR>18 Şubat 1856<BR>Islahat Fermanı'nın ilanı<BR>30 Mart 1856<BR>Paris Barış Antlaşması<BR>30 Mart 1856<BR>Rusya'nın bozguna uğraması<BR>30 Mart 1856<BR>Karadeniz'in tarafsız ve silahsız bir hale getirilmesi<BR>1857<BR>Cidde olayları ve İngiliz kuvvetlerinin, müslim-gayri müslim çatışmalarına müdahalesi<BR>17 Mart 1857<BR>Maarif-i Umumiyye Nezareti'nin kurulması<BR>6 Kasım 1857<BR>Paris'te Mekteb-i Osmani adında bir Osmanlı mektebinin açılması<BR>1858<BR>Kız rüşdiye mekteplerinin açılması<BR>8 Haziran 1858<BR>Beyoğlu ve Galata'da kurulacak Altıncı Daire-i Belediye'nin <BR>Nizamname-i Umumisi (ilk örnek belediye)<BR>12 Şubat 1859<BR>Mekteb-i Mülkiyye'nin kuruluşu<BR>1860<BR>Ticaret mahkemelerinin kuruluşu<BR>1860<BR>İlk basılı yerli tiyatro, Şinasi'nin Şair Evlenmesi'nin tefrika edilmesi<BR>1860-1861<BR>Lübnan ve Suriye Olayları<BR>1860-1861<BR>Lübnan'ın imtiyazlı bir eyalet haline getirilmesi<BR>22 Ekim 1860<BR>Tercüman-ı Ahval gazetesinin yayına başlaması<BR>1861<BR>Abdülmecid'in vefatı ve Abdülaziz'in tahta çıkması<BR>1861-1866<BR>Rusçuk - Varna demiryolu hattının yapımı<BR>29 Nisan 1861<BR>Fransız ve İngilizler'le Kanlıca Ticaret muahedelerinin yapılması. Bu muahede dış ticarette gümrük resmi oranının %8'e yükseltilmesi ve esnaflıkta inhisar sisteminin kaldırılması<BR>1862<BR>Tuna vilayetinin kuruluşu ve Mithad Paşa'nın vali olarak tayini<BR>1862<BR>Kaimelerin piyasadan tamamıyla toplanması<BR>1862<BR>Altının değerinin 100 kuruş olarak tesbiti<BR>1863<BR>Abdülaziz'in Mısır'a seyahati<BR>1863<BR>Mithad Paşa tarafından Niş'te ilk Islahhane'nin (sonraki yıllarda Sanayi Mektebi) kuruluşu <BR>1863<BR>İstanbul Eczacılık Cemiyeti'nin (Societe de Constantinople) kurulması; Protestan Robert Koleji'nin açılması<BR>1863<BR>Menafi Sandığı'nın kurulması<BR>1863<BR>Mektuplara pul yapıştırılmaya başlanması<BR>1864<BR>Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye'nin (Darü'ş-Şafaka) kurulması; Saint Joseph okulunun kurulması<BR>1864<BR>İyonya adalarının (Yedi Ada Cumhuriyeti'ni oluşturan adalar) İngiltere tarafından Yunanistan'a verilmesi<BR>1864<BR>Karadan Hindistan'ı Avrupa'ya bağlayan telgraf hattının tamamlanması<BR>1864<BR>Nizamiye mahkemelerinin kuruluşu<BR>1864-1876<BR>Paris&#8217;e talebe gönderilmesi<BR>8 Ekim 1864<BR>Vilayet Nizamnamesi'nin kabulü<BR>1865<BR>İstanbul Birinci Şehir Postası'nın kuruluşu<BR>1865<BR>Darü'l-Fünun binasının inşasının tamamlanması ve Maliye Nezareti'ne tahsis edilmesi<BR>1866<BR>Girit isyanları , Yunanistan ile birleşme faaliyetleri<BR>1866<BR>Ahmed Süreyya Emin Bey'in modelini hazırladığı seri ateşli topla Osmanlılar'ın topçulukta hamle yapması<BR>1866-1867<BR>Avusturya'nın Prusya karşısında mağlup olması ve Macaristan ile eşit bir birlik kurması : Avusturya-Macaristan İmparatorluğu<BR>1867<BR>Sırbistan'daki son Osmanlı askeri temsiliyetinin ortadan kaldırılması, Sırp kalelerinin tahliyesi<BR>1867<BR>Rüşdiyelere gayri müslim talebe alınmaya başlanması; Beyrut Amerikan Üniversitesi'nin kurulması<BR>1867<BR>Mısır Valisi İsmail Paşa'nın "hıdiv" olması<BR>1867<BR>Genç Osmanlılar'ın Avrupa'ya kaçmaya başlamaları<BR>1867<BR>Yabancılara mülk edinme hakkının verilmesi<BR>1867<BR>Bahriye Nezareti'nin Kuruluşu<BR>1867-1876<BR>İzmir Rıhtımı'nın inşası<BR>8 Haziran 1867<BR>Mısır'a hıdivlik statüsünün verilmesi<BR>21 Haziran 1867<BR>Sultan Abdülaziz'in Avrupa seyahati<BR>1868<BR>Ali Paşa'nın Girit isyanlarını teskin etmesi ve Girit'e özerk bir statü verilmesi <BR>1868<BR>Galatasaray Sultanisi'nin açılması<BR>1868<BR>Darü'l-Muallimin-i Sıbyan'nın açılması; Mekteb-i Hiref ve Sanayi'nin kurulması; Sanayi Mektebi'nin kurulması<BR>1 Mart 1868<BR>Adliye Nezareti'nin kurulması<BR>1 Eylül 1868<BR>Mekteb-i Sultani'nin açılması<BR>1869<BR>Süveyş Kanalı'nın açılması<BR>1869<BR>Osmanlı Ordusu'nun Nizamiye, Redif ve Mustahfız diye üç bölüme ayrılması<BR>8 Nisan 1869<BR>İkinci Darü'l-Fünun binasının inşasının tamamlanması ve Darü'l-Fünun-ı Osmani'nin kurulması<BR>2 Eylül 1869<BR>Maarif-i Umumiyye Nizamnamesi ile ilk ve orta tedrisatın düzenlenmesi<BR>Ekim 1869<BR>Darü'l-Fünun-ı Osmani'de talebe kaydına başlanması<BR>1870<BR>Müstakil Bulgar kilisesinin kurulması ve Bulgarlar'ın Rum Patrikhanesi'nin nüfuzundan çıkmaları<BR>1870<BR>Fransa'nın, Almanya ve Prusya Savaşı'nda ağır mağlubiyet alması<BR>1870<BR>Karadeniz'in tekrar silahlandırılması ve Rusya'nın Paris Antlaşması'nın hükümlerini tanımaması<BR>20 Şubat 1870<BR>Darü'l-Fünun-ı Osmani'nin büyük bir merasimle açılması<BR>26 Nisan 1870<BR>Darü'l-Muallimat'ın açılması<BR>1871<BR>Saint-Esprit okulunun kurulması<BR>1871<BR>Abdülaziz'in şahsi idaresinin artması, Mahmud Nedim Paşa sadareti<BR>1871<BR>Posta ve Telgraf nezaretlerinin birleştirilmesi ve İkinci Posta Nizamnamesi'nin neşri<BR>1872<BR>Darü'l-Maarif idadisinin kurulması; Maadin Mektebinin kurulması<BR>1873<BR>Meclis-i Tetkikat-ı Şer'iyye'nin kuruluşu<BR>1873<BR>Darü'l-Fünun-ı Osmani'nin kapanması<BR>1874<BR>Rusya'nın kışkırtmaları ve Panislavist faaliyetlerin artması<BR>1874<BR>Hukuk Mektebi, Mülkiye Mühendis Mektebi ve Edebiyat Mektebi'nden oluşan Darü'l-Fünun-ı Sultani'nin açılması; İstanbul Darü'l-Muallimi'nin açılması<BR>1874-1875<BR>Darü'l-Fünun-ı Sultani'nin eğitime başlaması; Osmanlı İmparatorluğu'nda sivil mühendislik eğitiminin başlaması<BR>1875<BR>Bosna-Hersek isyanları<BR>1875<BR>Askeri rüşdiye mekteplerinin açılması<BR>1876<BR>Bulgar isyanları<BR>1876<BR>Karadağ'ın Osmanlı Devleti'ne savaş ilanı<BR>1876<BR>Abdülaziz'in tahttan indirilmesi, V. Murad'ın tahta çıkması, tahtan indirilmesi ve Abdülhamid'in tahta çıkışı<BR>1876<BR>İstanbul'da Balkan krizini görüşmek üzere uluslararası bir konferansın toplanması : Tersane Konferansı<BR>23 Aralık 1876<BR>I. Meşrutiyet'in (Kanun-ı Esasi) ilanı<BR>1877<BR>Rusya'nın tecavüzü ve Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlaması: Balkanlar'ın ve Doğu Anadolu'nun Rus işgaline uğraması<BR>19 Mart 1877<BR>İlk Meclis-i Meb'usan'ın toplaması (o yılın 28 Haziran'ına kadar çalışır)<BR>25 Eylül 1877<BR>Dersaadet Belediye Kanunu (Meclis-i Mebusan'da müzakere edilerek kabul edilir)<BR>5 Ekim 1877<BR>Vilayet Belediye Kanunu'nun kabulü<BR>13 Aralık 1877<BR>Meclis-i Mebusan'ın süresiz tatili<BR>1878<BR>Ayastefanos ve Berlin antlaşmaları imzalanması<BR>1878 <BR>Sırbistan, Karadağ ve Romanya'nın müstakil birer devlet olmaları<BR>1878 <BR>Bulgaristan Prensliği'nin ortaya çıkması<BR>1878 <BR>Ermeni meselesinin zuhuru<BR>1878 <BR>Kıbrıs'ın İngiltere tarafından ele geçirilmesi<BR>1878 <BR>Bosna ve Hersek'in Avusturya-Macaristan'ın işgal ve idaresine terki<BR>1878 <BR>Makedonya meselesinin ortaya çıkması<BR>13 Şubat 1878 <BR>Meclisin kapatılması<BR>Ekim 1878 <BR>Darü'l-Fünun-ı Sultani'nin tekrar eğitime başlaması<BR>1879<BR>II. Abdülhamid devrinde basılan kaimelerin toplatılıp imha edilmesi<BR>1879<BR>Usul-ı Muhakemat-ı Cezaiyye Kanunu'nun kabulü<BR>1880<BR>Vergi reformu<BR>1880<BR>Yafa-Kudüs demiryolu hattının tamamlanması<BR>13 Mart 1880<BR>İstanbul'da bir kız idadisinin açılması<BR>Ekim 1880<BR>Darü'l-Fünun-ı Sultani Hukuk Mektebi'nin ilk mezunlarını vermesi<BR>1881 <BR>Mustafa Kemal'in doğumu (ATATÜRK)<BR>1881 <BR>Mısır'ın İngilizler tarafından işgali<BR>1881 <BR>Düyun-ı Umumiyye idaresinin kurulması<BR>1882<BR>Tunus'un Fransızlar tarafından işgali<BR>1882<BR>Muharrem Kararnamesi'nin neşri<BR>2 Ocak 1882<BR>Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurulması ve Osman Hamdi Bey'in müdür olması<BR>1883<BR>Osmanlı ordusunun Prusya askeri heyeti tarafından ıslahına başlanması<BR>20 Haziran 1884<BR>Mülkiye Mühendis Mektebi kurulması<BR>1885<BR>Doğu Rumeli'nin Bulgaristan tarafından ilhakı<BR>18 Eylül 1885<BR>Doğu Rumeli eyaleti valiliğinin Bulgaristan prensine verilerek bu bölgedeki kontrolün zayıflaması<BR>1886<BR>Adana-Mersin demiryolu hattının tamamlanması<BR>1888<BR>Haydarpaşa-İzmir-Ankara demiryolu imtiyazının Almanlar'a verilmesi<BR>1888<BR>Beyrut'ta Saint Joseph Katolik Tıp Mektebi'nin açılması<BR>1889<BR>İttihad-ı Osmani Cemiyeti'nin (İttihat ve Terakki) kurulması<BR>1890<BR>Bulgar Makedonya ve Anadolu'da Ermeni ihtilal çetelerinin faaliyetlerini arttırmaları<BR>1892<BR>Haydarpaşa-İzmit demiryolu hattının işletmeye açılması<BR>1892<BR>Orman ve Maden Mektebi'nin kapatılması; II. Abdülhamid tarafından Yıldız'da porselen atölyelerinin kurulması<BR>1893-1896<BR>İstanbul-Selanik demiryolu hattının yapımı<BR>1894<BR>Sasun'da Ermeni olayları<BR>1894<BR>Selanik-Manastır demiryolu hattının tamamlanması<BR>1895<BR>İstanbul'da Ermeni olayları, yabancı devletlerin Ermeniler lehinde müdahaleleri<BR>1895<BR>Galata Rıhtımı inşaatının tamamlanması<BR>1895<BR>Gayri müslim okullarına Türkçe muallimi tayininin kararlaştırılması<BR>1896 <BR>Ermenilerin Osmanlı Bankası'nın İstanbul şubesine saldırmaları<BR>1896 <BR>Girit isyanının alevlenmesi<BR>1896 <BR>Eskişehir-Konya demiryolu hattının tamamlanması<BR>1897<BR>Yunan kuvvetlerinin Girit'e çıkması, Yunan çetelerinin Rumeli'deki Osmanlı sınırlarına saldırmaları<BR>17 Nisan 1897<BR>Osmanlı-Yunan Savaşı ve Osmanlı zaferi<BR>1898<BR>Girit meselesinin devam etmesi; adaya muhtariyet verilmesi, Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesi, Yunan prensi Yorgi'nin vali olarak kabul edilmesi<BR>1898<BR>Bağdat demiryolu imtiyazının Almanlar'a verilmesi<BR>1899<BR>Arifiye-Adapazarı demiryolu hattının açılması<BR>1900 <BR>Hicaz demiryolunun inşasına girişilmesi<BR>1900 <BR>İstanbul Rıhtımı inşaatının tamamlanması <BR>31 Ağustos 1900<BR>Darü'l-Fünun-ı Şahane'nin kurulması<BR>1901<BR>Makedonya'da çete faaliyetlerinin artması, büyük devletlerin müdahaleleri<BR>1901-1908<BR>Hicaz demiryolu hattının yapımı<BR>1902<BR>Yemen isyanlarının tekrar başlaması<BR>1902<BR>Hereke Fabrikası'na çuka ve şayak tezgahlarının eklenmesi<BR>23 Kasım 1902<BR>Makedonya'da Bulgar İhtilal Cemiyeti'nin faaliyeti<BR>23 Kasım 1902<BR>Cum'a-ı Bala ayaklanması<BR>23 Kasım 1902<BR>Makedonya'ya özel ıslahat planı hazırlanması<BR>8 Aralık 1902<BR>Hüseyin Hilmi Paşa'nın geniş yetkilerle "umumi müfettiş" olarak Makedonya'ya tayini<BR>1903 <BR>İdadilerin altı yıla çıkarılması<BR>2-3 Ağustos 1903<BR>İlinden (Aya ilya yortusu günü) isyanı<BR>2-3 Ağustos 1903<BR>Bulgar-Osmanlı Savaşı tehlikesinin doğması<BR>Eylül 1903<BR>Mürzsteg Programı : Makedonya'ya muhtariyet verilmesi<BR>1904<BR>Haydarpaşa Rıhtımı'nın tamamlanarak işletmeye açılması<BR>1905 <BR>Hereke Fabrikası'nda fes imalatına başlanması<BR>21 Temmuz 1905<BR>Ermeniler'in II. Abdülhamid'e bombalı saldırı tertiplemeleri <BR>1906<BR>Akabe olayları ve Akabe krizi<BR>23 Temmuz 1908<BR>II. Meşrutiyet'in ilanı<BR>5 Ekim 1908<BR>Avusturya- Macaristan'ın Bosna-Hersek'i ilhak ettiğini ilan etmesi<BR>6 Ekim 1908<BR>Girit Rumları'nın adayı Yunanistan'a bağladıklarını ilan etmeleri<BR>17 Aralık 1908<BR>II. Meşrutiyet dönemi ilk Meclis-i Meb'usanının toplanması<BR>1909<BR>Adana'da Ermeniler'in ayaklanmaları<BR>1909<BR>Gayri müslimlere "bedel" yerine askerlik hizmeti konulması<BR>13 Nisan 1909<BR>31 Mart Olayı<BR>19 Nisan 1909<BR>Hareket Ordusu'nun Yeşilköy'e varması, İstanbul'daki kargaşaya son vererek düzeni sağlaması<BR>17 Aralık 1909<BR>Meclisin açılması<BR>1910<BR>Arnavutlar'ın ayaklanmaları<BR>1910<BR>Dahili gümrüklerin tamamen kaldırılması<BR>1911<BR>Vilayet merkezlerindeki bir kısım idadilerin "lise"ye dönüştürülmeye başlanması<BR>1911<BR>Sultan Reşad'ın Arnavutlar'ı teskin için Rumeli seyahatine çıkartılması<BR>1911<BR>İtalya'nın Trablusgarp ve Bingazi'ye saldırması ve işgali<BR>1911-1912<BR>Osmanlı İtalyan Savaşı<BR>1912<BR>Yeşilköy Hava Uçuş Okulu'nun Açılışı<BR>1912-1913<BR>Balkan devletlerinin Osmanlı-İtalyan Savaşı'ndan istifade etmek istemeleri : Balkan Savaşı<BR>18 Ocak 1912<BR>Meclis-i Mebusan'ın feshi<BR>25 Mart 1912<BR>Türk Ocaklarının kurulması<BR>18 Nisan 1912<BR>II. Dönem Meclis-i Mebusan'ın toplanması<BR>18 Nisan 1912 <BR>İtalyanlar'ın Rodos&#8217;a tecavüzleri<BR>18 Nisan 1912<BR>İtalyanların, Oniki Ada ve Çanakkale Boğazı'na tecavüzleri<BR>5 Ağustos 1912<BR>II. Dönem Meclis-i Meb'usan'ın feshi<BR>Eylül - Ekim 1912<BR>I. Balkan Savaşı<BR>15 Ekim 1912 <BR>Trablus ve Bingazi'nin İtalya'ya terki : Ouchy Antlaşması, Rodos ve Oniki Ada'nın İtalya elinde kalması<BR>29 Kasım 1912<BR>Arnavutluk'un istiklalini ilan etmesi<BR>1913<BR>Liselerin mevcut idadilerin yerini alması<BR>23 Ocak 1913<BR>Babıali Baskını : Mahmud Şevket Paşa'nın sadareti<BR>30 Mayıs 1913<BR>I. Balkan Savaşı'nın sona ermesi<BR>11 Haziran 1913<BR>Sadrazam Mahmud Şevket Paşa'nın öldürülmesi, Said Halim Paşa'nın sadareti<BR>29 Haziran 1913<BR>Balkan devletleri arasında savaş : Osmanlı mirasının paylaşılmasının kanlı kavgası<BR>21 Temmuz 1913<BR>Edirne'nin geri alınması<BR>29 Ağustos 1913<BR>Osmanlı-Bulgar barışı : İstanbul Antlaşması<BR>14 Kasım 1913<BR>Osmanlı-Yunan barışı : Atina Antlaşması<BR>14 Aralık 1913<BR>Osmanlı ordusunun Almanya tarafından ıslahı<BR>1914 <BR>Ecnebi postalarının hepsinin kapatılması<BR>1914 <BR>Dış ticarette gümrük resmi oranının %15'e çıkarılması<BR>1914 <BR>Islah-ı Medaris Nizamnamesi<BR>8 Şubat 1914<BR>Anadolu'da Ermeni talepleri doğrultusunda ıslahatı öngören Osmanlı-Rus Antlaşması ("Muamele")<BR>14 Mayıs 1914<BR>III. Dönem Meclis-i Mebusan<BR>28 Haziran 1914<BR>Avusturya-Macaristan veliahdının Saraybosna'da öldürülmesi<BR>28 Temmuz 1914<BR>Avusturya Macaristan'ın Sırbistan'a savaş ilanı<BR>1 Ağustos 1914<BR>Almanya'nın Rusya'ya savaş ilanı<BR>2 Ağustos 1914<BR>Meclis-i Mebusan'ın süresiz tatili (IV. ve son dönem meclis 12 Ocak 1920'de toplanmış ve 2 Nisan 1920'de İstanbul'un işgali üzerine dağıtılarak mebuslar sürgüne yollanmıştır.)<BR>2 Ağustos 1914<BR>Osmanlı Devleti ile Almanya arasında ittifak antlaşmasının imzalanması<BR>4 Ağustos 1914<BR>Almanya'nın Fransa'ya, İngiltere'nin Almanya'ya savaş ilanı : I. Dünya Savaşı'nın başlaması <BR>10 Ağustos 1914<BR>Alman savaş gemilerinin (Yavuz ve Midilli) Boğazlardan geçmelerine izin verilmesi<BR>9 Eylül 1914 <BR>1 Ekim tarihinden geçerli olmak üzere kapitülasyonların kaldırılması<BR>12 Eylül 1914<BR>İnas Darü'l-Fünun'unun kurulması<BR>29 Ekim 1914 <BR>Karadeniz'e açılan Osmanlı filosunun Rus limanlarını topa tutması<BR>Kasım - Aralık 1914<BR>Enver Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetlerinin Sarıkamış felaketi<BR>3 Kasım 1914 <BR>Rusya'nın Osmanlı Devleti'ne savaş ilanı<BR>5 Kasım 1914<BR>İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı Devleti'ne savaş ilanı<BR>11 Kasım 1914<BR>Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri'ne savaş ilanı<BR>14 Kasım 1914<BR>Cihad-ı Ekber ilanı<BR>18 Aralık 1914<BR>Mısır'ın İngiltere himayesinde bir "krallık" haline getirilmesi, Osmanlı Devleti'nin hukukuna son verilmesi<BR>1915<BR>Gümrük resmi oranının %30'a yükseltilmesi<BR>1915<BR>Mekteb-i Tıbbiye'nin Darü'l-Fünun'a bağlanarak bugünkü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne dönüşmesi<BR>Ocak - Şubat 1915<BR>Cemal Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetlerinin Mısır seferi : Kanal hezimeti<BR>Ocak - 18 Mart 1915<BR>Müttefiklerin Çanakkale Boğazı'nı geçmeye çalışması : Çanakkale Savaşları<BR>27 Mayıs 1915<BR>Doğu Anadolu'da Ruslar'la işbirliği yapan Ermeni nüfusun iç bölgelere taşınması : Tehcir<BR>1916<BR>Hicaz ve Mekke'nin kaybı<BR>1917<BR>Yıldırım Orduları Grubu'nun kurulması<BR>1917<BR>Irak ve Suriye cephelerinin çöküşü<BR>1917<BR>Rusya'da Bolşevik ihtilalinin çıkması ve çarlığın sonu<BR>6 Nisan 1917<BR>Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşa iştiraki ve Almanya'ya savaş ilanı<BR>3 Mart 1918<BR>Brest Litowsk Antlaşması<BR>3 Temmuz 1918<BR>Sultan Reşad'ın vefatı ve Vahdeddin'in tahta çıkması<BR>2 Ekim 1918<BR>Bulgaristan'ın savaştan çekilmesi<BR>8 Ekim 1918 <BR>Sadrazam Talat Paşa'nın istifası, Ahmed İzzet Paşa'nın sadareti<BR>30 Ekim 1918<BR>Mondros Mütarekesi'nin imzalanması<BR>3-4 Kasım 1918<BR>Almanya ve Avusturya'nın savaştan çekilmeleri<BR>8 Kasım 1918<BR>İzzet Paşa'nın istifası ve Tevfik Paşa'nın sadareti<BR>13 Kasım 1918<BR>İtilaf Devletlerinin İstanbul önlerine gelerek şehri teslim almaları<BR>1919 <BR>İstanbul Darü'l-Fünun-un bir ıslahat programı ile Osmanlı Darü'l-Fünun-u adıyla yeniden canlandırılmaya çalışılması; Harbiye Mektebi'nin adının "Muhtelit Harbiye Mektebi" olması<BR>4 Mart 1919-4 Mart 1919<BR>Damat Ferid Paşa'nın sadareti: Hürriyet ve İtilaf Partisi'nin iktidara geçmesi<BR>15 Mayıs 1919<BR>Yunanlılar'ın İzmir'i işgali ve Batı Anadolu'da ilerlemeleri<BR>19 Mayıs 1919<BR>Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul Hükümeti tarafından Anadolu'ya gönderilmesi<BR>23 Temmuz 1919<BR>Erzurum Kongresi<BR>4 Eylül 1919<BR>Sivas Kongresi<BR>2 Ekim 1919<BR>Damat Ferid'in istifası ve Ali Rıza Paşa'nın sadareti<BR>22 Ekim 1919 <BR>Amasya Protokolü<BR>24 Ekim 1919<BR>Çıkarılan yeni bir nizamname ile fakültelere "medrese" denmeye başlanması ve Darü'l-Fünun'un ilmi muhtariyeti haiz olduğunun tasdik edilmesi<BR>29 Kasım 1919<BR>Misak-ı Milli : Milli gaye ve hedeflerin, milli sınırların belirlenerek ilanı<BR>16 Mart 1920<BR>İtilaf işgal kuvvetlerinin İstanbul'daki resmi binalara girmeleri, meclisin dağıtılması ve kapanması, mebusların Anadolu'ya kaçmaları, ele geçenlerin İngilizler tarafından sürülmesi<BR>5 Nisan 1920<BR>Ferid Paşa'nın sadareti<BR>11 Mayıs 1920<BR>Ferid Paşa hükümetinin Mustafa Kemal'i idama mahkum etmesi ve askerlikten tardı<BR>10 Ağustos 1920<BR>İstanbul Hükümeti'nin Sevr Antlaşması'nı imzalanması<BR>2-3 Aralık 1920<BR>Gümrü Antlaşması'nın imzalanması<BR>27 Ocak -12 Şubat 1921 <BR>Londra Konferansı : Anadolu için söz söyleme hakkının Ankara Hükümeti'nde olduğunun tespiti<BR>31 Mart 1921<BR>II. İnönü Zaferi<BR>3 Eylül 1921<BR>Sakarya Meydan Savaşı<BR>20 Eylül 1921 <BR>Fransa ile barış<BR>26 Ağustos 1922<BR>Büyük Taarruz : İşgalci Yunan kuvvetlerinin imhası<BR>30 Ağustos 1922<BR>Büyük Zafer : Yunan Başkumandanı'nın esir edilmesi<BR>9 Eylül 1922<BR>İzmir'in kurtuluşu<BR>halife olarak seçilmesi<BR>11 Ekim 1922<BR>Mudanya Mütarekesi<BR>1 Kasım 1922<BR>Saltanatın ilgası<BR>16 Kasım 1922<BR>Sultan Vahdeddin'in yurtdışına çıkması<BR>16 Kasım 1922<BR>Abdülmecid Efendi'nin halife olarak seçilmesi<BR>24 Temmuz 1923<BR>Lozan Barış Antlaşması<BR>13 Ekim 1923<BR>Ankara'nın başşehir olarak kabulü<BR>29 Ekim 1923<BR>Cumhuriyet'in ilanı<BR>3 Mart 1924 <BR>Hilafetin ilgası ve Osmanlı hanedan mensuplarının yurtdışına çıkartılmaları<O:P></O:P></SPAN></DIV><LI><DIV style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" ="Ms&#111;normal"><O:P><FONT face="Times New Roman" size=3>&nbsp;</FONT></O:P></DIV></LI></UL><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen murat1317 - 14-Kasım-2007 Saat 12:49</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 13 Nov 2007 12:58:18 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=204&amp;PID=279#279</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Genel  : yozgatdiyari66</title>
   <link>http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=191&amp;PID=267#267</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.bogazliyan.biz/forum/member_profile.asp?PF=11">murat1317</a><br /><strong>Konu:</strong> yozgatdiyari66<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 15-Ekim-2007 Saat 11:00<br /><br /><a href="http://www.youtube.com/watch?v=AuVokSQ5kjs" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=AuVokSQ5kjs</A> <DIV>&nbsp;</DIV><DIV>dj soner sizlerle..üstteki linke tıkla..reklam izle..burasıda sitemiz.</DIV><DIV><a href="http://www.yozgatdiyari66.blogcu.com" target="_blank">www.yozgatdiyari66.blogcu.com</A></DIV><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen murat1317 - 15-Ekim-2007 Saat 11:01</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 15 Oct 2007 11:00:45 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=191&amp;PID=267#267</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Genel  : KUMAR SİGARA..</title>
   <link>http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=190&amp;PID=266#266</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.bogazliyan.biz/forum/member_profile.asp?PF=11">murat1317</a><br /><strong>Konu:</strong> KUMAR SİGARA..<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 09-Ekim-2007 Saat 15:54<br /><br /><SPAN><DIV><strong><a href="http://murat198023.sitemynet.com" target="_blank"><U><FONT color=#33cccc size=5>http://murat198023.sitemynet.com</FONT></U></A></strong></DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV><U><strong>KUMAR</strong></U><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><O:P></O:P></SPAN></DIV><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Müslüman Kardeşim, <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Üç beş dakikanı lütfen bana ayır. Şu satırları Allah (cc) rızası için oku. İnsanları Allah&#8217;ın (cc) dininden, imanından, Muhammed (sav) in yolundan ayıran, haneleri yıkan, kumar hakkında biraz hasbihal edelim. <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Belki Müslümanların en azılı düşmanı&nbsp; yahudilerdir. Bakınız yahudiler &#8220;yahmut&#8220; isimli kitaplarında biz Müslümanlar için ne diyorlar ; &#8220;Nasıl insanlar hayvanlardan üstünse, yahudilerde Müslümanlardan üstündür .&#8220; <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Şimdi bütün kumar oyunlarını yahudilerin çıkardığını hatırlatalım. Acaba yahudiler çeşitli kumar oyunlarını neden ortaya çıkarmışlar? Hiç düşündünüz mü? Bütün kumar oyunlarındaki sayılar İslam&#8217;ın mukaddes sayılarına karşı hazırlanmıştır. <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Tavla oyununu ele alalım:&nbsp; 15 pul bir tarafta,15 diger tarafta eder&nbsp; 30. İki tane de zar 32 eder. Bu İslamın farzlarının sayısına eşit değilmidir? Sen tavla oynarken&nbsp; Namazın, abdestin, islamın şartları ile oynamış olmuyormusun?<BR>Niçin 31 veya 35 olmamış? Bu bir tesadüf mü acaba? <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Şeş düşeş ve zar oyunu iki zar ile oynanır. 6 bir tarafta 6 diger tarafta eder 12.. Bu da namazın farzlarıdır. Alçak yahudi, seni namazın farzı ile oynatıyor, hem de namazından imanından alıkoyuyor. <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Bulüm kağıt oyunu ; 52 kağıt ile oynanır. 2 de joker, eder 54. Bu da İslam&#8217;daki 54 farza eşittir. Yine 52 + 52 = 104&nbsp; yapar. Bu sayı neye işarettir. Allah (cc) ın gönderdiği 104 kitaba eşit değilmidir? Neden 103 veya 105 olmamış?&nbsp;<BR>İşin içinde çok sinsi bir kurnazlığın olduğu açık değil mi? <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>İskambil 28 kağıt ile oynanır. Bu da Kur`anda&nbsp; ismi geçen peygamberlerin sayısıdır. Sen iskambil kağıtlari yerine Hz. İsa&#8217;yı, Hz. Musa&#8217;yı, Hz. İbrahim&#8217;i ve işin en acısı&nbsp; Hz. Muhammed (sav) i masaya vurmuş olmuyormusun?&nbsp;<BR>Alçak yahudinin sana neler yaptığının farkındamısın ? <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Tavla ; bundaki sayıları düşün. Yek 1 Allah (cc), dü 2 teyemmümün farzı, se 3 guslün farzı, cahar 4 abdestin farzı, penç 5 islamın şartı, ses 6 imanın şartı. Bunların hangisi tesadüf&nbsp; kardeşim. Yahudilerin Müslümanları nasıl sürüklediğini nasıl imanından ayırıp kendisine köle yaptığını, imanından soyarken kendisinin milyarlık tesislerle silah ve cephane fabrikaları kurarak dünyadaki Müslümanlara kan kusturduğunu görüyorsun. <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Tövbe et canım kardeşim tövbe et. Biz Allah (cc) rızası için seni uyarıyoruz. Tövbe et canım kardeşim, yahudinin oyununu boz, yeniden İslam&#8217;a sarıl ve halis Müslüman ol.<BR>&nbsp; <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Bu yazıyı başkalarına da ulaştırmayı ihmal etme.<BR>&nbsp; <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Allah (cc) a emanet ol kardeşim.<BR>&nbsp; <O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><FONT size=3>Ey iman edenler! Allah yolunda seferber olun dediği zaman size ne oluyor ki yere çakılıp kaldınız? Yoksa dünya hayatına razı mı oldunuz? Dünya hayatı ahiret hayatının yanında çok az bir metadır. Tevbe 38<O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: center; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" align=center ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><a href="mk:@MSITStore:D:\KİTAP%20PDF%20WORD%20EXEL\DERLENMİŞ%20DOSYALAR\islamveyasantimiz.chm::/TXT/islam_yazilar.htm" target="_blank"><SPAN style="mso-bidi-font-size: 12.0pt"><U><FONT face="Book Antiqua" color=#993300 size=4>Geri Dön</FONT></U></SPAN></A></SPAN></B><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><O:P></O:P></SPAN></P><DIV align=center><TABLE style="WIDTH: 55%; mso-cellspacing: 1.5pt" cellPadding=0 width="55%" ="Ms&#111;normalTable"><T><T><T><TR style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-lastrow: yes"><TD style="BORDER-RIGHT: #d4d0c8; PADDING-RIGHT: 0.75pt; BORDER-TOP: #d4d0c8; PADDING-LEFT: 0.75pt; PADDING-BOTTOM: 0.75pt; BORDER-LEFT: #d4d0c8; PADDING-TOP: 0.75pt; BORDER-BOTTOM: #d4d0c8"><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt; COLOR: #cc0000; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><U>SİGARANIN&nbsp; YARARLARI</U></SPAN></B><SPAN style="COLOR: black"><O:P></O:P></SPAN></P></TD></TR></T></T></T></TABLE></DIV><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: center" align=center ="Ms&#111;normal"><SPAN style="DISPLAY: n&#111;ne; mso-hide: all"><O:P><FONT face="Times New Roman" size=3>&nbsp;</FONT></O:P></SPAN></P><DIV align=center><TABLE style="WIDTH: 87%; mso-cellspacing: 1.5pt" cellPadding=0 width="87%" ="Ms&#111;normalTable"><T><T><T><TR style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-lastrow: yes"><TD style="BORDER-RIGHT: #d4d0c8; PADDING-RIGHT: 0.75pt; BORDER-TOP: #d4d0c8; PADDING-LEFT: 0.75pt; PADDING-BOTTOM: 0.75pt; BORDER-LEFT: #d4d0c8; PADDING-TOP: 0.75pt; BORDER-BOTTOM: #d4d0c8; ffffcc: "><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: #990000; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">1.</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">&nbsp; <SPAN style="COLOR: #000099">Sigara&nbsp; içeni&nbsp; köpek&nbsp; ısırmaz,&nbsp; çünkü&nbsp; yanında&nbsp; sürekli&nbsp; baston&nbsp; taşır.</SPAN></SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: #990000; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">2.&nbsp;</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <SPAN style="COLOR: #000099">Sigara&nbsp; içenin&nbsp; evine&nbsp; hırsız&nbsp; girmez,&nbsp; çünkü&nbsp; sabaha&nbsp; kadar&nbsp; öksürür.</SPAN></SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: #990000; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">3.</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">&nbsp; <SPAN style="COLOR: #000099">Sigara&nbsp; içen&nbsp; yaşlanmaz,&nbsp; çünkü&nbsp; genç&nbsp; yaşta&nbsp; ölür.</SPAN></SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: #990000; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">4.</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">&nbsp; <SPAN style="COLOR: #000099">Sigara&nbsp; içen&nbsp; alçak&nbsp; gönüllüdür, çünkü&nbsp; herkesten kolayca&nbsp; ateş&nbsp; zehir&nbsp; ister.</SPAN></SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: #990000; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">5.&nbsp;</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <SPAN style="COLOR: #000099">Sigara&nbsp; içen&nbsp; bonkördür, çünkü&nbsp; zehiri herkese&nbsp; ikram&nbsp; etmekten kaçınmaz.</SPAN></SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><O:P></O:P></SPAN></P></TD></TR></T></T></T></TABLE></DIV><P style="TEXT-ALIGN: center" align=center><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><?:namespace prefix = v ns = "urn:schemas-microsoft-com:vml" /><V:SHAPE id=_x0000_t75 coordsize="21600,21600" o:spt="75" o:preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"><V:STROKE joinstyle="miter"></V:STROKE><V:ULAS><V:F eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"></V:F><V:F eqn="sum @0 1 0"></V:F><V:F eqn="sum 0 0 @1"></V:F><V:F eqn="prod @2 1 2"></V:F><V:F eqn="prod @3 21600 pixelWidth"></V:F><V:F eqn="prod @3 21600 pixelHeight"></V:F><V:F eqn="sum @0 0 1"></V:F><V:F eqn="prod @6 1 2"></V:F><V:F eqn="prod @7 21600 pixelWidth"></V:F><V:F eqn="sum @8 21600 0"></V:F><V:F eqn="prod @7 21600 pixelHeight"></V:F><V:F eqn="sum @10 21600 0"></V:F></V:ULAS><V:PATH o:extrusi&#111;nok="f" gradientshapeok="t" o:c&#111;nnect="rect"></V:PATH><O:LOCK v:ext="edit" aspectratio="t"></O:LOCK></V:SHAPE><V:SHAPE id=_x0000_i1025 style="WIDTH: 24pt; HEIGHT: 24pt" alt="" ="#_x0000_t75"></V:SHAPE><O:P></O:P></SPAN></P><DIV align=center><TABLE style="WIDTH: 81%; mso-cellspacing: 1.5pt" cellPadding=0 width="81%" ="Ms&#111;normalTable"><T><T><T><TR style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-lastrow: yes"><TD style="BORDER-RIGHT: #d4d0c8; PADDING-RIGHT: 0.75pt; BORDER-TOP: #d4d0c8; PADDING-LEFT: 0.75pt; PADDING-BOTTOM: 0.75pt; BORDER-LEFT: #d4d0c8; PADDING-TOP: 0.75pt; BORDER-BOTTOM: #d4d0c8; ffffcc: "><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt; COLOR: #663366; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">Sigara iç dedene kavuş, Sigara içme Torununa kavuş !</SPAN></B><SPAN style="COLOR: black"><O:P></O:P></SPAN></P></TD></TR></T></T></T></TABLE></DIV><P style="TEXT-ALIGN: center" align=center><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><V:SHAPE id=_x0000_i1026 style="WIDTH: 24pt; HEIGHT: 24pt" alt="" ="#_x0000_t75"></V:SHAPE><O:P></O:P></SPAN></P><DIV align=center><TABLE style="WIDTH: 88%; mso-cellspacing: 1.5pt" cellPadding=0 width="88%" ="Ms&#111;normalTable"><T><T><T><TR style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-lastrow: yes"><TD style="BORDER-RIGHT: #d4d0c8; PADDING-RIGHT: 0.75pt; BORDER-TOP: #d4d0c8; PADDING-LEFT: 0.75pt; PADDING-BOTTOM: 0.75pt; BORDER-LEFT: #d4d0c8; PADDING-TOP: 0.75pt; BORDER-BOTTOM: #d4d0c8; ffffcc: "><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt; COLOR: #006600; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">LÜTFEN&nbsp; BENİM&nbsp; SAĞLIĞIM&nbsp; İÇİN&nbsp; SİZ&nbsp; SİGARA İÇMEYİNİZ !</SPAN></B><SPAN style="COLOR: black"><O:P></O:P></SPAN></P></TD></TR></T></T></T></TABLE></DIV><P style="TEXT-ALIGN: center" align=center><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><V:SHAPE id=_x0000_i1027 style="WIDTH: 24pt; HEIGHT: 24pt" alt="" ="#_x0000_t75"></V:SHAPE><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: center" align=center ="Ms&#111;normal"><FONT size=3><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">&nbsp;</SPAN><FONT face="Times New Roman"> </FONT></FONT></P><DIV align=center><TABLE style="WIDTH: 100%; mso-cellspacing: 1.5pt; ffffcc: " cellPadding=0 width="100%" ="Ms&#111;normalTable"><T><T><T><TR style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-lastrow: yes"><TD style="BORDER-RIGHT: #d4d0c8; PADDING-RIGHT: 0.75pt; BORDER-TOP: #d4d0c8; PADDING-LEFT: 0.75pt; PADDING-BOTTOM: 0.75pt; BORDER-LEFT: #d4d0c8; PADDING-TOP: 0.75pt; BORDER-BOTTOM: #d4d0c8"><H1 style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><U><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt; COLOR: #cc0000; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">VÜCUDUMUZDAKİ&nbsp; ÇÖP&nbsp; SEPETLERİ</SPAN></U></H1><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: #000066; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">Prof. Dr. M. Münip Yegin</SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="COLOR: #000066; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">Bu başlık altindaki bilgilerimizi yazarken, (öncelikle) sigaradan bahsetmek istiyoruz.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="COLOR: #000066; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">Sigarada ve dumanında en az <B>300</B> çeşit kimyevi zararlı maddeler vardır. Bunların başında, bilinen en şiddetli zehirlerden olan <B>NİKOTİN</B> geliyor. Nikotinin tababette kullanılış alanı yoktur; sadece haşeratı öldürmeye yarar. O sebeple sigaranın kokusundan yılan bile tiksinir.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="COLOR: #000066; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">&nbsp;Günde bir paket sigara içen kişi, <B>sıhhatından</B> en az beş yıl kaybeder. Hiçbir terörist sigara kadar öldürücü olamaz. Sigara, ölümün oltasında mutluluk veren bir yem gibidir.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="COLOR: #000066; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">&nbsp;Ölüm, sigara dumanının arkasında saklanarak sezdirmeden tiryakiye yaklaşır.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="COLOR: #000066; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">&nbsp;Bir adet sigarada bulunan maddeler, bir kişinin damarına zerk edilse, birkaç dakika ölüm vukua gelir. Sigara içen ile sigara dumanıyla kirlenmiş havayı teneffüs eden arasında gördüğü zarar bakımından çok az fark vardir. Yani içene zararı yüzde yüz ise, sigara içilen yerde durana bu zarar yüzde <B>70 veya 80</B> nisbetindedir.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="COLOR: #000066; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">&nbsp;Sigara içenlerde, Akciğer kanserine yakalanma oranı <B>20</B> fazladır. Kendisi içmediği halde sigara dumanı bulunan yerlerde duran kişilerde bu nisbet <B>10 veya 15 kat</B> kadar olabilir. Günde iki paket ve daha fazla içenlerde kansere tutulma sıklığı <B>30-40 misli</B> artış göstermektedir. Havadaki dumanın kesafeti nisbetinde de, orada bulunanlara zarar veriyor. Sıgara dumanındaki zararlı maddeler vücuttan idrar ile süt ve ter ile atıldıkları için, böbreklere, süt emen yavrulara ve deri dokusuna da büyük zararlar vermektedirler. Sigara içenlerde böbrek ve deri hastalıklarının arttığı biliniyor.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><BR>&nbsp; <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">&nbsp;<B><SPAN style="COLOR: #cc0000">Sigaradaki kimyevi maddelerin etkilerini şöyle gruplayabiliriz:</SPAN></B> <O:P></O:P></SPAN></P><P><B><SPAN style="COLOR: #000099; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">1. Tahriş edici tesiri</SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">2. Felç yapıcı tesiri</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">3. Kanser yapıcı tesiri</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">4. Kansızlık meydana getiren tesiri</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">5. Damar sertliği yapan tesiri</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">6. Böbrek iltihabı yapan tesiri</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">7. Çocuk düşürten tesiri</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">8. Cinsiyet gücünü azaltıcı tesiri</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">9. Sinirleri yıpratıcı tesiri.</SPAN></B> <O:P></O:P></SPAN></P><P><B><SPAN style="COLOR: #cc0000; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">Sigara dumanındaki zararlı madde çeşitleri:</SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><B><SPAN style="COLOR: #000099; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">1. Nikotin ve onun yıkıntı ürünü olan alkaloidler</SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">2. Katran: Içersinde çok sayıda kanser yapıcı maddeler var (benzo-pyren gibi)</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">3. Nitrozaminler: Çok sayıdadırlar ve kanser yapıcıdırlar</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">4. Arsenik: Kanser yapıcıdır</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">5. Polonium - 209-210: Radyoaktif ve kanser yapıcıdır</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">6. Kükürt: Dumanın koyu rengini verir, kanserojendir</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">7. Karbon monoksit ve Karbon dioksit: Kanın görevine mani oldukları için kansızlık arızaları ortaya çıkar (nefes darlığı, iştahsızlık, sinirlilik, yüz renginin sararması, güç azlığı, ellerin titremesi gibi)</SPAN></B><BR><B><SPAN style="COLOR: #000099">8. Siyanidrik asid: Dünyadaki kan zehirlerinin en şiddetlisidir.</SPAN></B> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="COLOR: #000066; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">Bunlardan başka Laktonlar, Kokarsinogen maddeler ve çok sayıdaki diğer alkaloidler gibi kimyevi bileşiklerin mevcut olduğu biliniyor.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="COLOR: #000066; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">Ehemmiyetinin özelliği sebebiyle "Felç yapıcı tesir" hakkında biraz açıklama yapmak istiyoruz. Akciğer dokusu hava borularıyla torbacıklardan meydana gelmiştir. Torbacıkların alttan çıkış yolu yoktur. Havayı torbacıklara getiren boruların iç kısmı <B>CILIA</B> denen canlı kıl gibi hücre uzantılarıyla kaplıdır. Bu uzantılar, gece, gündüz demeden devamlı hareket halindedirler; ciğerlerimize giren her türlü yabancı madde ve tozları yukarıya doğru çıkarıp atmak için hiç yorulmadan çalışırlar.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="COLOR: #000066; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">&nbsp;Fakat bu kılcıklar çok hassastırlar ve bir nefes sıgara dumanı çeken kişide, çok şiddetli bir zehir olan nikotinin tesiriyle bu "Cilia"lar derhal felç olurlar. Tekrar canlanabilmesi için <B>8-10 saat</B> gibi bir zamana ihtiyaç vardır. Tiryaki onlara bu imkani vermediği için, hava borularımızdaki bu canlı kılcıklar, bütün gün hep ölü gibi hareketsizdirler. Gece uyurken, sabaha karşı nisbeten <B>canlılık</B> kazanırlar; tiryaki sabahleyin kalkınca o ince uzantılar hava borularının temizlenmesinde vazife görmeye başlarlar. Şahısta yatağından kalkınca o sebeple <B>boğuk sesli ve acayip tavirli bir öksürme</B> hali görülür. Nefes boruları biraz balgam çıkarmak isterse de, bunu idraktan uzak olan tiryaki, nefsinin arzusuna tabi oluşu yüzünden hemen yeni bir sıgara yakar. Hem öksürür hem de dumanlanır, nikotinin tesiriyle koruyucu kılcıklar (Cilialar) tekrar felç oldukları için hava borucuklarında ve hava keselerindeki her türlü yabancı maddelerin oldukları yerde kalmalarıyla yeni bir zararlı gün başlamıştır. Neticede, günlerce ve hatta yıllarca meydana gelen birikintiler, akciğerin hava keselerini hiç boşaltılmayan <B>"çöp sepetleri"</B>ne benzetmiştir. Çünkü teneffüs edilen havada yalnız sıgara dumanındakiler değil, içinde yaşadığımız muhitteki bir çok tozlar, mikroplar vs. çok çeşitli yabancı maddeler mevcuttur, Herbirinin zararlari sebebiyle, o akciğer mutlaka hastalanmağa mahkumdur.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"> <O:P></O:P></SPAN></P><P><SPAN style="COLOR: #000066; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'">Ehemmiyetinin özelligi sebebiyle "Felç yapıcı tesir" hakkında biraz açıklama yapmak istiyoruz. Akciğer dokusu hava borularıyla torbacıklardan meydana gelmiştir. Torbacıkların alttan çıkış yolu yoktur. Havayı torbacıklara getiren borularin iç kısmı <B>CILIA</B> denen canlı kıl gibi hücre uzantılarıyla kaplıdır. Bu uzantılar, gece, gündüz demeden devamlı hareket halindedirler; ciğerlerimize giren her türlü yabancı madde ve tozları yukarıya doğru çıkarıp atmak için hiç yorulmadan çalışırlar.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><O:P></O:P></SPAN></P></TD></TR></T></T></T></TABLE></DIV><P style="TEXT-ALIGN: center" align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><a href="mk:@MSITStore:D:\KİTAP%20PDF%20WORD%20EXEL\DERLENMİŞ%20DOSYALAR\islamveyasantimiz.chm::/TXT/islam_yazilar.htm" target="_blank"><U><FONT face="Book Antiqua" color=#993300 size=4></FONT></U></A></SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: 'Book Antiqua'"><O:P></O:P></SPAN>&nbsp;</P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" ="Ms&#111;normal"><O:P><FONT face="Times New Roman" size=3>&nbsp;</FONT></O:P></P><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen murat1317 - 14-Kasım-2007 Saat 12:52</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 09 Oct 2007 15:54:47 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=190&amp;PID=266#266</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Genel  : KADİR REGAİP VE BERAT GECESİ</title>
   <link>http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=189&amp;PID=265#265</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.bogazliyan.biz/forum/member_profile.asp?PF=11">murat1317</a><br /><strong>Konu:</strong> KADİR REGAİP VE BERAT GECESİ<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 09-Ekim-2007 Saat 15:50<br /><br /><B><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: blue; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial"><DIV><a href="http://yenipazar66.blogcu.com" target="_blank"><FONT color=#3399cc size=5><U><EM>http://yenipazar66.blogcu.com</EM></U></FONT></A></DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1 &#8211; KADİR GECESİ</SPAN></B><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: blue; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial"> </SPAN></DIV><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><FONT face="Times New Roman" size=3>&nbsp;</FONT></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Ramazan-ı şerîf ayı içinde bulunan bir gecedir. İmâm-ı Şâfi&#8217;î&nbsp; hazretleri onyedinci, imâm-ı a&#8217;zam Ebû Hanîfe hazretleri, yirmiyedinci gecesi olması çok vâkı&#8217; olur dedi. Yirmi ile otuzuncu geceleri arasında arayınız denildi. Kur&#8217;ân-ı kerîmde medhedilen en kıymetli gecedir. Kur&#8217;ân-ı kerîm, Resûlullaha bu gece gelmeğe başladı.</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Ayların içinde, Receb, Şâban ve Ramazan ayları diğerlerinden daha fazîletlidir. Bu ayların içinde de, bazı geceler ve günler, diğerlerine göre daha fazîletlidir. Receb ve Şâban ayındaki günler, geceler bellidir. Ramazan-ı şerîfin içinde gizlenmiş olan Kadir Gecesi ise, kesin olarak bildirilmemiştir. Ramazan-ı şerîfin başından sonuna kadar, herhangi bir gecede olabileceği, hadîs-i şerîflerle bildirilmiştir. Âlimlerimiz buyurdu ki:</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>&#8220;Allahü teâlâ, beş şeyi beş şey içinde gizlemiştir. Rızâsını tâ'atta, gazabını günahlarda, kıymetli olan orta namazı beş vakit namaz içinde, evliyâsını insanlar içinde, Kadir Gecesini de Ramazan ayında gizlemiştir.&#8221; </FONT></SPAN></B></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek, Kadir Gecesi'nin ne zaman olduğunu suâl etti. Resûlullah efendimiz, cevaben buyurdu ki: &#8220;<B>Ramazanın birinci gecesi idi, geçti.&#8221; </B></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Bir seferinde de hazret-i Âişe vâlidemiz Peygamber efendimizden Kadir Gecesi'nin ne zaman olduğunu suâl etti. O zaman da Resûlullah efendimiz buyurdu ki:<B>&#8221;On üçüncü gece idi geçti.&#8221; </B></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Değişik zamanlarda Kadir Gecesi'nin vakti ile alâkalı sorulan suâllere, Peygamber efendimiz, değişik cevaplar vermiştir. İslâm âlimlerinden bazısı, hadîs-i şerîflerdeki bildirilen değişik zamanlar sebebi ile, Kadir Gecesi'ni, Ramazan-ı şerîfin başından i'tibâren aramak lâzım olduğunu bildirmişler ve bunun için de mümkün olduğu kadar her geceyi ihyâ etmeye çalışmalıdır, buyurmuşlardır. Kadir Gecesi, çok kıymetli bir gecedir. Böyle kıymetli bir gecenin fazîletinden mahrûm kalmamak için, Ramazan-ı şerîfin her gecesini ibâdetle, tevbe etmekle, Kur'ân-ı kerîm okumakla ihyâ etmeye çalışmalıdır. </FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Kadir Gecesi'nin fazileti hakkında hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: </FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>&#8220;Kabirde aydınlık istersen, Kadir Gecesi'nin karanlığında ibâdet eyle!&#8221;</FONT></SPAN></B></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>&#8220;Kadir Gecesi'ni ihyâ edene, bir saatlik sevap olarak, yüz senelik ibâdet sevabı verilir.&#8221; </FONT></SPAN></B></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>&#8220;Allahü teâlâ: &#8216;İzzet ve Celâlime yemin ederim ki, Kadir Gecesi'ni ihyâ edenin günahlarını bağışlarım. Kıyâmette suâl sormam. Onu Cehennem ateşinde yakmam.&#8217; buyurdu.&#8221; </FONT></SPAN></B></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Mübârek ayların, gecelerin, günlerin kıymetini bilmeli, böyle zamanlarda, çok tevbe istigfâr etmeli, ağlamalı, affolunmak için yalvarmalıdır. Herkes kendi hâline göre bir miktar ibâdet etse, o geceyi ihyâ etmiş sayılır.</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için hiçbir tâ'ati küçük görmemelidir. Gazabı, günahlar içinde saklı olduğu için, hiçbir günahı küçük görüp işlememelidir. Orta namazı kaçırmamak için beş vakit namazı vaktinde kılmalıdır. Evliyâsı insanlar arasında gizli olduğu için herkese iyi muâmele etmelidir.</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Kadir gecesinin rastladığı geceleri ihyâ etmek de çok kıymetlidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: &#8220;<B>Kadir gecesine rastlamış bir geceyi ihyâ eden, Kadir gecesini ihyâ etmiş gibidir.&#8221; </B></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Bu hadîs-i şerîfe göre, Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini, Kadir gecesine daha önce çok tesadüf etmiş olduğu için ihyâ eden büyük sevâba kavuşur.</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Kadir gecesi hakkında İmam-ı a'zam, yirmi ilâ otuzuncu geceleri arasında aranması da bildirilmiştir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: </FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>&#8220;Kadir gecesi Ramazanın 21, 23, 25, 27 29'uncu tek geceleri veya son gecesidir.&#8221; </FONT></SPAN></B></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>&#8220;Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini ihyâ edenin Cennete girmesine ben kefilim.&#8221;</FONT></SPAN></B></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>&#8220;Ramazan-ı şerîf ayının yirmi yedinci gecesini ihyâ edenin, amel defterine yirmiyedibin senelik ibâdet sevâbı yazılır. Cennette ona yirmiyedibin köşk yapılır. Her köşk, hatırdan hayâlden geçmediği şekildedir.&#8221; </FONT></SPAN></B></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Kadir gecesinin alâmetleri hakkında hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: &#8220;O gece ne soğuk, ne sıcak olur. Sabah güneş doğunca, sisli olmaz, tatlı ve hoş bir hava olur. Fırtına olmaz.&#8221; </FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Bazı âlimler, Kadir gecesinde köpek sesinin duyulmadığını, ertesi günü güneşin şuasız doğduğunu, Kadir gecesinin gününün de fazilette gecesi gibi olduğunu bildirmişlerdir. Hadîs-i şerîte <B>&#8220;Allahü teâlâ katında en sevgili gece, Kadir gecesidir.&#8221; </B>Buyuruldu. </FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 12pt 1cm 3pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Msoing8"><FONT face="Times New Roman" size=3><EM>&nbsp;</EM></FONT></P><P style="MARGIN: 12pt 1cm 3pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Msoing8"><SPAN style="COLOR: blue"><EM><FONT face="Times New Roman" size=3>Bu gecede okunacak duâ&nbsp; </FONT></EM></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Peygamber efendimiz, Âişe vâlidemize, Kadir gecesinde şu duâyı okumasını bildirmiştir:</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>&nbsp;&#8220;Allahümme inneke afüvvün tühıbbül afve fa'fu annî.&#8221; </FONT></SPAN></B></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Bu gece çok kelime-i tevhid okumalıdır. Hadis-i şerifte;</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><FONT size=3><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial">&#8220;Kadir gecesinde üç defa lâilâhe illallah diyenin, birincisinde bütün günahları affolur. İkincisinde Cehennemden kurtulur. Üçüncüsünde Cennete girer.&#8221; </SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial">buyuruldu.</SPAN></FONT></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>&nbsp;</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: center" align=center ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: blue; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">8 - REGÂİB GECESİ: </SPAN></B></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><FONT face="Times New Roman" size=3>&nbsp;</FONT></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Receb ayının ilk Cuma gecesine <B>&#8220;Regâib gecesi</B>&#8221; denir. Receb ayının her gecesi kıymetlidir. Her Cuma gecesi de kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, dahâ kıymetli olmakdadır. Regâib gecesinin kıymeti, çeşidli hadîs-i şerîfler ile bildirilmişdir. </FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Allahü teâlâ, bu gecede mü'min kullarına ragîbetler ya'nî ihsânlar, ikrâmlar yapar. O gece yapılan duâ reddolmaz ve namaz, oruç, sadaka gibi ibâdetlere kat kat sevâb verilir. O geceye hürmet edenleri affeder.</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Regâib kandilinin, Resûlullah efendimizin babası <B>Hz. Abdullah'</B>ın evlendiği gece ile hiçbir ilgisi yoktur. Memleketimizde ve birçok İslâm memleketlerinde, bir asırdan beri, Abdullah'ın evlendiği geceye, Regâib kandili ismini veriyorlar. Regâib gecesine böyle ma'nâ vermek doğru değildir.</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>Böyle söylemek, Resûlullah efendimizin dokuz aydan önce dünyayı teşrîf etmiş olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksanlık ve kusûrdur. Her bakımdan, her insanın üstünde ve her bakımdan kusûrsuz olduğu gibi, Amine vâlidemizi nûrlandırdığı zaman da, noksan ve kusûrlu değildi. Bu zamanın noksan olması, tıp ilminde ayıp ve kusûr sayılmaktadır.</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 6pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="MsoTextIndent2"><FONT face="Times New Roman" size=3>Receb ayı, kıymetli aylardan olduğu için her gecesi kıymetlidir. Her cuma gecesi de kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince daha kıymetli olmaktadır. Regaib Gecesi'nin kıymeti, çeşitli hadîs-i şerîfler ile bildirilmiştir. İşte bu gece, bu kıymetli gecedir.</FONT></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 6pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="MsoTextIndent2"><FONT face="Times New Roman" size=3>Peygamber efendimiz, <B>&#8220;Receb-i şerefin ilk cuma gecesinden gafil olmayın!&#8221; </B>&nbsp;buyurdu.</FONT></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=3>&nbsp;</FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%; TEXT-ALIGN: center" align=center ="Ms&#111;normal"><B><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt; COLOR: blue; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">6 - BERÂT GECESİ </SPAN></B><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><FONT face="Times New Roman">&nbsp;<O:P></O:P></FONT></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">Berât gecesi, Şâban ayının onbeşince gecesidir. Yâni ondördüncü günü ile onbeşinci günü arasındaki gecedir. Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce, herşeyi takdîr etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, bu gece meleklere bildirir.</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">Kur'ân-ı kerîm, levhilmahfûza bu gece indi. Resûlullah sallallahü aleyhi ve selem bu gece çok ibâdet, çok duâ ederdi.</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;&#8220;Şâban-ı şerîfin onbeşinci gecesi olunca, o geceyi ihyâ ediniz ve gününde oruç tutunuz! Muhakkak ki, Allahü teâlâ,"Mafiret olunmak isteyen yok mudur, magfiret edeyim? Rızık isteyen yok mudur, rızık vereyim. Kim ne isterse vereyim!" buyurur. Bu hâl sabaha kadar devam eder.&#8221; </SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">&#8220;Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan duâ, tevbe, red olunmaz. Fıtır Bayramı'nın ve Kurban Bayramı'nın birinci geceleri, Şâbanın onbeşinci (Berât) gecesi ve arefe gecesi.&#8221;</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">&#8220;Berât gecesini ganîmet, fırsat biliniz. Şâbanın onbeşinci gecesidir. Kadir gecesi çok büyük ise de hangi gece olduğu belli değildir. Bu gece (Berât gecesinde) çok ibâdet ediniz. Yoksa kıyâmet gününde pişmân olursunuz.&#8221;</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">&#8220;Şâbanın onbeşinci gecesinde Allahü teâlânın kulları üzerine rahmeti zuhûr edip, mü'minleri magfiret eder, bağışlar. Kâfirlere ise mühlet verir. Kin ve hased sahibi olanları bu sıfatları terk edinceye kadar kendi hallerinde bırakır.&#8221;</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">&#8220;Şâban ayının onbeşi gelince, gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz.&#8221;</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">&#8220;Şâban ayının onbeşinci gecesi, rahmet-i ilâhi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan magfiret olunmaz.&#8221;</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 1cm 0pt; TEXT-INDENT: 14.15pt; LINE-HEIGHT: 150%" ="Ms&#111;normal"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%; FONT-FAMILY: Arial">&nbsp;</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 150%"><O:P></O:P></SPAN></P><P style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" ="Ms&#111;normal"><O:P><FONT face="Times New Roman" size=3>&nbsp;</FONT></O:P></P><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen murat1317 - 14-Kasım-2007 Saat 13:00</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Tue, 09 Oct 2007 15:50:57 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=189&amp;PID=265#265</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Genel  : ORUÇTAKİ GÜZELLİK</title>
   <link>http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=186&amp;PID=261#261</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.bogazliyan.biz/forum/member_profile.asp?PF=11">murat1317</a><br /><strong>Konu:</strong> ORUÇTAKİ GÜZELLİK<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Eylül-2007 Saat 14:40<br /><br /><FONT size=4><FONT color=#990000><B><DIV><a href="http://yenipazar66.blogcu.com/" target="_blank"><FONT color=#0000ff size=5><U><EM>http://yenipazar66.blogcu.com</EM></U></FONT></A></DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>Alimler demişlerdir ki: oruç ve açlıkda on güzel haslet vardır: <BR><BR></B>l. Açlıkta kalb safası, gönlün hakka inkıyadı, göz keskinliği vardır. <BR>Tokluk ise aptallık ve tenbellik verir, basireti kör eder. Dimağda buharı fazlalaşdırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur. Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, esrarı anlayamaz. <BR>2. Açlıkta rikkat-i kalb olur. Kalb safası da insanı münacatın lezzetini idrak etmeye hazırlar, zikrinin ve sair ibadetlerinin te'sirini görür. <BR>3. Kalbde züll ü inkisar olur, şımarıklık gider. Cenab-ı Hakk da hadîsi kudside: "Ben, benim rızam için kalbi münkesir olanlarla beraberim", buyurmuştur. Lüzumsuz ferah ve tuğyanın başlangıcı olan, aynı zamanda büyük mahrumiyetlerin sebebi olan iftihar ve böbürlenme duygusu gider. Nefis açlıkla kırıldığı kadar hiç bir şeyle kırılmaz. <BR>4. İnsan açlıkda belaları unutmaz, zararlara ve afetlere duçar olanları unutmaz. Tok olan açları unutur, aç olanlar ise açlığın ve belaların elemlerini bilirler. Elemli fakirleri ve zayıfları unutmazlar. <BR>5. Açlık bütün ma'siyet arzularını kırar, devamlı kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmarenin) üzerine basar. <BR>6. Açlık, insana betaet ve hamakat veren fazla uykuyu defeder. Çok yiyen ise çok içer, çok içen çok uyur, çok uyuyanın gafleti artar. Kimin gafleti artarsa hüsrana uğrar ve nedameti artar. <BR>Bu sebeble meşayih-i kiram müridi ere: "Çok yemeyiniz, çok içmeyiniz, bu sebeble çok uyursunuz ve hüsrana uğrarsınız" diye buyurmuşlardır. <BR>7. Açlıkta ibadete devam kolaylaşır. Toklukta ise ibadet zorlaşır, ibadete devam ise daha güçleşir. <BR>8. Açlıkta bedenler ve uzuvlar sıhhatli olur, hastalıklar def olur. Çünkü umumiyetle hastalıkların sebebi çok yemek, çok içmek, çok uyumak, kan fazlalığıdır. Hastalık ibadetlere mani olur, kalbi huzursuz eder, ibadet şevkini kırar. <BR>9. Gayet sade bir hayat sürer, sıkıntısı olmaz. Az yemeği itiyad edinen az mala kanaat eder. Bu sebeble Rasûlullah -sallallalahü aleyhi ve sellem-: "İktisada riayet eden fakra duçar olmaz." yani maîşetinde orta yolu tutan fakir olmaz buyurmuşlardır. <BR>10. Açlıkta sadakasını gönül huzuru ile verebilir, yemeğinin fazlasını yetimlere, miskinlere dağıtır, kıyamette de sadakası altında gölgelenir. <BR><BR></FONT></FONT><FONT size=4><FONT color=#990000><B>TAKVA İÇİN ORUÇ <BR></B><BR>Cenabı Hakk Azze ve Celle ayeti kerimede: "Orucun farzıyyeti sizin ittikanız için" buyurmuştur. Çünkü oruç insanın kuvvei şehvaniyyesini kırdığı gibi nefsin heva ve hevesini kırarak bütün azalan günahdan, isyandan ictinab ile zühd ü takvaya sebeb olacağı beyan buyurulmuştur. Çünkü insanların dünyevî mesaisi iki şeye münhasırdır: Biri tatlı tatlı yiyip içmek arzusudur. Diğeri de kuvve-i şehvaniyyedir. Bu iki arzu da ancak oruç ile men'edilmiş olduğu gibi tasfiye-i cesed ve bazı emraz-ı kalbiyyenin tathirine de oruç vesile olur. Ve tıbben de midenin tashîhine vesile olduğu malum, bir hakikattir. <BR>Muhammed bin el-Haris -radıyallahu ahn- der ki: Beş zümreye beş şeyi sordum, hepsi de aynı cevabı verdiler: <BR>1. Tabiblere devaların en şifalısını sual ettim: "Açlıktır ve az yemekdir," dediler. <BR>2. Hikmet ehillerine: "Allah'a ibadete en fazla yardımcı olan nedir?" diye sual ettim. "Açlıktır ve az yemektir" dediler. <BR>3. Zahidlere, "Zühde en fazla kuvvet kazandıran nedir?" diye sual ettim. "Açlıktır ve az yemektir" dediler. <BR>4. Alimlere, "İlim hıfzında en fazla yardımcı şey nedir?" diye sual ettim, "Açlıktır ve az yemektir" dediler. <BR>5. Sultanlara, "Her vakit dikkatli bulunmanın çaresi ve en güzel, en lezzetli taam nedir?" diye sual ettim, "Açlıktır ve az yemektir" dediler.</FONT></FONT></DIV><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen murat1317 - 14-Kasım-2007 Saat 13:03</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 10 Sep 2007 14:40:09 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=186&amp;PID=261#261</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Genel  : RAMAZAN AYININ FAZİLETİ</title>
   <link>http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=185&amp;PID=260#260</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.bogazliyan.biz/forum/member_profile.asp?PF=11">murat1317</a><br /><strong>Konu:</strong> RAMAZAN AYININ FAZİLETİ<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 10-Eylül-2007 Saat 14:38<br /><br /><a href="http://yenipazar66.blogcu.com/" target="_blank"><FONT color=#ff0000 size=4><U><EM>http://yenipazar66.blogcu.com</EM></U></FONT></A><BR><P><FONT size=3><B>Peygamber efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:<BR></B><BR>(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin &#091;Kadir gecesinin&#093; hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) &#091;Nesai&#093;<BR><BR>(Ramazan ayı gelince, &#8220;Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek&#8221; denir.) &#091;Nesai&#093;<BR><BR>(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.) &#091;Taberani&#093;<BR><BR>(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) &#091;Deylemi&#093;<BR><BR>(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) &#091;Taberani&#093; <BR><BR>(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) &#091;Ebu Nuaym&#093;<BR><BR>(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) &#091;İ.Mansur&#093;<BR><BR>(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) &#091;İ.Ebiddünya&#093;<BR><BR>(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) &#091;Müslim&#093;<BR><BR>(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) &#091;Taberani&#093;<BR><BR>İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: <BR><BR>Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.<BR><BR>Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. <BR><BR>Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.<BR><BR>Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir. <BR><BR>Kur&#8217;an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.<BR><BR>İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.<BR><BR>Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama&#8217; vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.<BR><BR>Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. <BR><BR>Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! <BR><BR>Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır. <BR><BR>Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<BR><BR>(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) &#091;Nesai&#093;<BR><BR>(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) &#091;Buhari&#093;<BR><BR>(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) &#091;Deylemi&#093;<BR><BR>(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) &#091;Taberani&#093;<BR><BR>(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) &#091;İbni Ebiddünya&#093;<BR><BR>(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) &#091;Deylemi&#093;<BR><BR>(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, &#8220;Ben oruçluyum&#8221; deyin!) &#091;Buhari&#093;<BR><BR>Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi) <BR><BR>Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.<BR><BR>Kaynak : http://www.dinibilgiler.org</FONT></P><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen murat1317 - 14-Kasım-2007 Saat 13:03</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Mon, 10 Sep 2007 14:38:26 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.bogazliyan.biz/forum/forum_posts.asp?TID=185&amp;PID=260#260</guid>
  </item> 
 </channel>
</rss>